Devrimden sonra bir gösteri
Tembellik Hakkı manifestosunu yazan Paul Lafargue, diğer yerleri bilmiyorum ama bizim memlekette “Karl Max’ın damadı” diye bilinir. Evlilikle kurulan akrabalık ilişkilerinin her birine ayrı isim bulmuş bir kültürde bu da normal sayılabilir. Belki de bu nedenle “dost –akraba” veya “ahbap- çavuş” kapitalizmi tanımları da bize özgü olabilir.
Neyse, gelelim devrimlerin sadece tatlı bir ihtimal olmayıp satranç hamlesi gibi planlanabildiği dönemde yazmış olan Paul Lafargue üstadı anımsama nedenine. Kendisine “devrimden sonra bunca siyasetçi ne olacak?” diye sorulduğunda verdiği yanıt aklıma geldi. Mealen demiş ki siyaset, metin yazarlarının, danışmanların, gazetelerin, fotoğrafların kurduğu bir gösteri olarak yapılıyor. Siyasetçiler de aslında gösteriyi icra ediyor. Dolayısıyla devrimden sonra esas faaliyetleri devam edebilir, gösteri alanında çalışabilirler pek tabii.
Benim de aklıma her niyeyse böyle bir gösteri ihtimali düştü. Tümüyle kurgusal bir gösteri metni yazmaya niyetlendim. Zihnimde uçuşmaya başladı. Sahnede bir sandalye, yanında bir sehpa var. Sehpanın üstünde birkaç mendil ve bir şişe su ile bardak var. İzleyiciler alaca karanlıkta oturuyor. Sahneye ilerlemiş yaşına karşın küçük ama atik adımlarla bir erkek giriyor. İzleyicilerin bir kısmı zayıf bir alkışla karşılıyor, gerisi işin niteliğini beklemeye karar veriyor.
Gösterici birey biraz genzini temizledikten sonra başlıyor anlatmaya.
“İçinizde hatırlayanlar var mıdır emin değilim, ben bir zamanlar epey büyük bir partinin lideriydim. Tabii şu halime bakınca pek belli olmayabilir. Işık az olduğu için tam göremiyorum. İnanmıyor musunuz? E girin internete bakın. Vallaha çok önemli biriydim!”
(Kitle hafifçe güler)
“Neyse günlerden bir gün bizim arkadaşlardan birine bir haksızlık yapıldı. Gerçi o zamanlar........
