Gazze’nin önce-sonra görüntüleri neyi gösteriyor, neyi gizliyor?
Eylül’ün son haftasında sosyal medyada Gazze’nin uydu görüntüleri yayıldı. Kullanıcılar Refah, Han Yunus ve Gazze kentinin Google Earth ve Google Haritalar’daki yeni görüntülerini eski kayıtlarla yan yana koyarak önce-sonra karşılaştırmaları paylaştı.[1] “Önce” görüntülerinde mahalleler, “sonra” görüntülerinde moloz, çıplak toprak ve kıyı boyunca sıralanan çadırlar vardı. Gazze’ye bağımsız gazetecilerin ve araştırmacıların girmesinin engellendiği bir dönemde bu görüntüler, yıkımın ölçeğini gösteren en yaygın kayıtlardan biri hâline geldi.
Filistin’i yukarıdan kimin, hangi çözünürlükte ve ne zaman göreceği, aslına bakılırsa yüz yılı aşkın bir süredir bölge üzerinde hâkimiyet kuran güçlerin belirlediği bir mesele. Bu meselenin tarihi de Filistin’in havadan ilk kaydına kadar gidiyor. Hava fotoğrafçılığı Birinci Emperyalist Paylaşım Savaşı’nda askeri keşif için sistemli biçimde kullanıldığında, Filistin bütünüyle havadan fotoğraflanan ilk bölgelerden biri olur.
Osmanlı ordusuyla birlikte savaşan Bavyera hava bölüğü, Ekim 1917 ile Eylül 1918 arasında Filistin cephesinde ülkenin neredeyse tamamını kapsayan binlerce hava fotoğrafı çeker.[2] Savaştan sonra bu teknik doğrudan sömürge yönetiminin aracı hâline gelir. İngiltere’nin manda yönetimi altındaki Irak’ta 1922’de başlattığı “hava kontrolü” sisteminde kara birliklerinin yerini büyük oranda havadan gözetim ve bombardıman alır.[3] Bu sistem, hava fotoğrafçılığını ve topografik ölçümü kesin biçimde hedef belirlemeyle bağlar.[4]
Havadan gözetlemenin bir sonraki adımı olan “uydu çağı” ise İkinci Emperyalist Paylaşım Savaşı’nın ardından, ABD’nin Sovyetler Birliği’ni gözetleme çabası içinde başlar; ilk keşif uydusu CORONA’nın 1960’tan itibaren çektiği görüntüler ancak 1995’te gizlilikten çıkarılır.[5] Ticari uyduların ortaya çıkması ve 2005’te Google Earth’ün kullanıma sunulmasıyla uydu görüntüleri araştırmacıların ve gazetecilerin de kaynağı hâline gelir; savaşları ve yıkımları önce-sonra görüntüleriyle takip etmek yaygınlaşır.[6] Ancak temelde çok büyük bir değişiklik olmaz. Uydular bugün de emperyalist devletlere ve şirketlere ait ve görüntüyü kimin çekeceğine, kimin satın alabileceğine ve hangi çözünürlükte yayımlanacağına en nihayetinde onlar karar veriyor.
Önce ve sonra: Weizman’ların uyarısı
Forensic Architecture’ın kurucusu mimar Eyal Weizman’ın, mimarlık kuramcısı ve tarihçisi Ines Weizman’la birlikte yazdığı Önce ve Sonra: Felaketin Mimarisini Belgelemek, önce-sonra görüntülerinin tarihini 19. yüzyıl Paris’inden bugünün uydu gözetimine kadar izliyor.[7] Yazarların temel tespiti şu: Önce-sonra görüntülerinde olayın kendisi eksiktir. Olay yalnızca mekânın dönüşümünde kayıtlıdır; iki görüntü arasındaki boşluğu doldurmak için bir anlatıya ve mimari bir yorumlamaya ihtiyaç duyulur.[8] Gazze’den gelen görüntüler bu tespitin en uç örneği oluyor. Önce ile sonra arasındaki üç yıl görüntüde yer almıyor. Gazze Sağlık Bakanlığı’na göre 74 bini aşkın ölü,[9] defalarca tekrarlanan zorla yerinden edilme ve açlık bu boşlukta kalıyor.
Weizman’lara göre bu boşluk yalnızca teknik bir sınırdan kaynaklanmıyor. Kamuya açık uydu görüntülerinin çözünürlüğü, insan bedenini kayıt altına almaya imkân vermeyecek biçimde sınırlandırılmış durumda; İsrail ve işgal altındaki topraklara uygulanan daha katı sınırlamalar ise bağımsız kuruluşların bu bölgedeki devlet faaliyetlerini izleme imkânını kasten kısıtlıyor.[10] ABD Kongresi’nin 1997’de İsrail’in güvenliği gerekçesiyle kabul ettiği Kyl-Bingaman Değişikliği, Google Earth gibi hizmetlerde İsrail’in ve işgal altındaki Filistin topraklarının görüntülerinin iki metreden küçük nesneleri göstermesini yasaklar.[11] Sınır ancak 2020’de 0,4 metreye indirilir ve bu düzenleme bugün de yürürlükte.[12] Al-Shabaka’nın 2019’da belgelediği gibi İsrail, bu sınırlama yürürlükteyken denetimindeki toprakların yüksek çözünürlüklü görüntülerini kendisi ücretsiz sunuyordu.[13]
Weizman’lar, adli araştırmada araştırmacının suçludan daha yüksek çözünürlükte görebilmesi gerektiğini, devletin kendisi zanlı olduğunda ise bu ilişkinin tersine döndüğünü vurguluyor: Saldırıları planlayan devlet, bağımsız kuruluşların erişebildiğinden her zaman daha yüksek çözünürlüklü görüntülere sahiptir.[14] Filistin’de bu tersine dönmenin karşılığı açık. İsrail ordusunda haritalama ile hava ve uydu fotoğraflarının yorumlanmasından sorumlu Birim 9900’den bir kaynak, dünyanın herhangi bir noktasının görüntüsünü dakikalar içinde üretebildiklerini söylüyor.[15] Ordu, Mayıs 2021’deki Gazze saldırılarını, Birim 9900’ün uydu istihbaratının yapay zekâ sistemlerinin hedef önerileriyle birlikte kullanıldığı “ilk yapay zekâ savaşı” olarak tanımladı.[16] 7 Ekim 2023’ten sonra bu hedef üretiminin insanların ve altyapının kitlesel olarak vurulmasına nasıl yol açtığını daha önce ele almıştık.[17] Gazze’de uydu görüntüsü, yıkımı kaydetmeden önce yıkımın planlanmasında kullanılmıştı.
Eyal Weizman, bu eşitsizliği eldeki teknolojinin kanıtı artık kaydedemediği sınırı ifade eden “tespit edilebilirlik eşiği” kavramıyla açıklıyor.[18] Gazze’nin “sonra” görüntülerinde yıkılmış binalar görülüyor, ancak enkazın altında kalanlar görülmüyor. Weizman’ın Mayıs 2026’da yayımlanan Ungrounding: The Architecture of Genocide (Zeminsizleştirme: Soykırımın Mimarisi) kitabında aktardığına göre Gazze’de, birçoğu bomba kraterlerinin içinde ya da moloz yığınlarının altında olmak üzere yaklaşık 11 bin Filistinli hâlâ kayıp.[19]
Güncelleme takviminin belirlediği görünürlük
Gazze’nin eylül sonunda yayılan görüntülerine tekrar gelirsek, bu görüntüler aslında yeni değildi. Airbus uydularıyla 25 Şubat 2026’da çekilen görüntüler, hazirandan bu yana Google Haritalar’da erişilebilir durumdaydı.[20] Uluslararası kamuoyunun ilgisi ise ancak eylülün son haftasında oluştu. Bu ilgi oluştuğunda paylaşılan “sonra” görüntüsü, yedi ay önceki bir........
