Tuhaf bebek ve annelik travması
Korku-gerilim, kendini yenilemekte zorlanan bir tür ve özgün yapımlarla karşılaşmak giderek zorlaşıyor. Özellikle son yıllarda seyrettiğimiz Hollywood filmleri bir tür patinaj duygusu uyandırıyor, bu türün temel amacı olan seyirciyi “koltuğunda rahat oturtturmamak” işlevinin yerinde yeller esiyor. Finlandiya sinemasından bir örnek olan, yönetmenliğini Hanna Bergholm’un yaptığı “Karanlıktan Gelen” (Nigtborn) ise temel yapısı ve anlatımıyla seyirciyi rahatsız etmeyi başaran, sıra dışı sayılabilecek bir film.
Genç Fin kadın Saga ve İngiliz eşi Jon, bebeklerinin doğumunu beklerken, ormanın derinliklerindeki eski aile evine taşınırlar. Ormanla genç kadın arasında gizemli bir ilişki olduğunu anlarız. Bebek doğar ancak Saga oğlunda bir tuhaflık olduğunu hisseder. Bedeni haddinden fazla kılla kaplı, sürekli ağlayan, kan emen, olmadık hareketler yapan bir bebek söz konusudur. Jon (ve başvurdukları doktorlar) olan bitende bir anormallik görmezken, Saga bebekten giderek soğumakta, kuşkulanmakta ve kendisini kuruttuğunu düşünmektedir. Film seyirciyi uzun süre “Gerçekten doğaüstü bir olay mı yaşanıyor, yoksa annenin psikolojisi mi bozuluyor?” ikilemiyle baş başa bırakır.
ANNELİK ROMANTİZMİ TERSYÜZ
Doğum yapmanın,........
