Etiket bilgisi ile sağlıklı seçim
Bir önceki hafta kuruyemişler ile ilgili yazımın okur yorumlarına bakarken fındık ve fıstık gibi yağlı tohumların krema formuna dönüştürülen ambalajlı türevleri ile ilgili önemli bir soru geldiğini fark ettim. Aslında sağlıklı olduğunu bildiğimiz kaynakların market raflarında yan yana dizilmiş yüzlerce ürüne dönüştürülürken hangisinin özelliklerini koruyabildiği sorusu günlük yaşantımızda çok sık karşılaştığımız bir durum. Bir de bu ürünleri renkli ambalajlar, cazip sloganlar ve ‘fit’, ‘light’, ‘doğal’ gibi dikkat çekici ifadelerle birlikte görebiliyoruz. Peki, gerçekten ne tükettiğimizi biliyor muyuz? İşte bu sorunun cevabı, çoğu zaman ürünün arka yüzünde, küçük puntolarla yazılmış besin etiketlerinde saklıdır.
FARKLI ÖGELER VARSA…
Besin etiketi okumak, sağlıklı beslenmenin en temel ama en çok ihmal edilen adımlarından biridir. Besin etiketi okumak yalnızca o üründen ne kadar enerji aldığımızın hesabını yapmak değil, aynı zamanda bilinçli bir tüketici olmanın anahtarıdır çünkü her ürün düşündüğümüz kadar masum olmayabilir veya hammaddesi sağlıklı olarak değerlendirilen bir ürün ambalajın içerisine farklı ögeler ile birlikte girdiğinde sağlıklı özelliğini kaybedebilir.
Öncelikle besin etiketinde enerji (kalori) değeri tek başına bir anlam ifade etmez. Bir ürünün düşük enerjili olması, onun sağlıklı olduğu anlamına da gelmez. Asıl önemli olan; o enerjinin hangi kaynaklardan geldiğidir. Örneğin, yüksek miktarda ilave şeker içeren düşük enerjili bir ürün, uzun vadede metabolik sağlığı olumsuz etkileyebilir.
Etiketin en kritik bölümlerinden biri içerik listesidir. Bu liste, ürünün içindekileri genellikle miktar sırasına göre sunar. Yani listede yer alan bileşenler dikkatlice okunmalı, o üründe en fazla bulunan ögeler değerlendirilmelidir. Eğer listede şeker, glikoz şurubu, fruktoz ya da doğal olmadığını bildiğimiz rafine kaynaklar gibi ögeler yer alıyorsa, o ürünün besin değeri sorgulanmalıdır.
‘ŞEKERSİZ’ DENSE DE…
Şeker konusu ise ayrı bir dikkat gerektirir çünkü şeker, bildiğiniz gibi besin etiketlerinde farklı isimler altında gizlenebilir: sakkaroz, glikoz, fruktoz, maltodekstrin ya da yapay tatlandırıcılar vb. Bu nedenle ‘şekersiz’ ibaresi ile karşılaştığımızda önce içerik listesine göz atmak gerekir.
Bir diğer önemli nokta besin etiketinin yağ içeriğidir. ‘Düşük yağlı’ ibaresi çoğu zaman tüketiciyi cezbetse de bu ürünlerde lezzeti korumak ya da artırmak için şeker oranı yükseltilmiş olabilir. Ayrıca trans yağ asitleri ve doymuş yağ asitleri oranları da mutlaka kontrol edilmelidir.
TUZA DİKKAT
Tuz (sodyum) miktarı da özellikle hipertansiyon ve kardiyovasküler hastalık riski açısından büyük önem taşır. Günlük önerilen tuz tüketimi (5 gramı geçmemeye çalışınız) çoğu zaman farkında olmadan aşılmaktadır ve bunun en büyük nedenlerinden biri işlenmiş gıdalardır.
Besin etiketi okumak yalnızca hastalar, diyet yapanlar ya da sağlık profesyonelleri için değil herkes için gereklidir çünkü sağlıklı beslenme dönemsel bir çaba değil, sürdürülebilir bir yaşam biçimidir. Bu yaşam biçiminin temeli ise farkındalıkla atılır. Sonuç olarak, alışveriş yaparken birkaç dakikanızı ayırıp besin etiketini okumak uzun vadede sağlığınıza yapılmış en değerli yatırımlardan biri olacaktır. Unutmayalım: Ne yediğimizi bilmek, nasıl yaşadığımızı belirler ve ambalajlar bazen süslü reklamlar yapsa da besin etiketleri gerçeği söyler.
