‘Terörist cenazesi’, reddi miras ya da musallat olan ölüler
Geride kalan bizlere bir gençlik ölümünü borç bırakan Ceyda Zengin ve Cebrail Alkan’a...
Devletin resmi söyleminde ‘düşük yoğunluklu’ biçiminde ifade edilen 90’lı yılların çatışmalarında hayatını kaybeden PKK’lilerin cenazelerinin nasıl bir politika ve şiddet pratiğine maruz kaldığı Kürt toplumu tarafından önemli oranda biliniyorsa da ölülere ne olduğu hâlâ tam anlamıyla açığa çıkarılmış değil. PKK’lilerin cenazelerinin alınamaması, yaşamlarını yitirdikleri yerlerde defnedilmesi, kimi zaman defnedilemeyip açıkta bırakılması(8), uzun süre morglarda bekletilmesi, yakınları tarafından alınamaması, kimsesizler mezarlıklarına defnedilmesi, dini vecibelerinin yerine getirilmesinin ve defin törenlerine katılımın engellenmesi, gece defnedilmeye zorlanması, mezarlıkların tahrip edilmesi, Garzan Mezarlığı örneğindeki gibi ölülerin mezarlıktan çıkarılması gibi ihlaller yıllardır yaşanıyor.
Hareketin yöneticilerinden Murat Karayılan geçtiğimiz hafta yaptığı açıklamada 1976’dan 2026’ya kadar örgüt kayıtlarında 25 bin 922 kişinin öldüğünü, kayıtlara geçemeyenlerle birlikte toplam sayının yaklaşık 27 bine ulaştığını söyledi.(9) Ancak, Karayılan’ın da ifade ettiği gibi özellikle çatışmanın yoğunlaştığı 90’lı yıllarda cenazesi alınmayan, kayda geçmeyen çok sayıda kişi var. Sayı net değil. Ancak geçmişten günümüze kadar PKK’lilerin ölü bedenlerinin kriminalize ve dehumanize edilerek uygulanan şiddetin meşrulaştırıldığı artık biliniyor. Ancak bu konu kamusal alanda önemli oranda bir tabu biçiminde ya susularak sessizleştirildi ya da bunları dile getiren ve bu cenazelere sahip çıkmak isteyenler cezalandırıldı. ‘Terörist cenazesine katılma’ gibi bir suç icra edilerek milletvekilleri dahi yüzlerce kişi yargılandı. Bu yargılamalar hâlâ sürüyor. Kavranması daha da güç uygulamalar hukuk eliyle yürürlüğe kondu. Uzun zamandır, yaşamını yitirmiş PKK’lilere borç çıkarılarak ailelerinden ya bu borcu ödemesi ya da reddi miras yapmaları istendi. Bu yönlü çok sayıda dava hâlâ sürüyor.(10)
Bugün farklı kentlerde kurulan taziye merasimleri yıllardır bu ülkenin önemli bir hakikati olan ama hiçbir şekilde kamusal alanda hakkaniyetli bir biçimde dile gelmeyen Türkiye’nin politik ölüm gerçekliğini gündeme getiriyor. Bu gerçeklik bir kez daha binlerce Kürt’ün yas alanını bir kolektif anma mekanına dönüştürmesiyle önümüze seriliyor. Ancak ne ilk defa, farklı tarihlerde toplu biçimde yaşamını yitiren PKK’lilerin kimlikleri açıklanıyor ne de Kürt coğrafyasında uzun yıllar boyunca yerinden edilen ve tutulamayan yaslar kolektif biçimde tutuluyor. Bu taziyelerin bir kez daha ya görünmez kılındığı ya da kriminalize edildiği bu eşikte yakın dönem deneyimi bize çok şey anlatıyor.
Kürt Kolektif Hafızasının Barış Sembolü: PKK Mezarlıkları
Kürtlerin kolektif biçimde bugün tuttuğu yaslar ve bazı basın kuruluşları tarafından bunun kriminalize edilmesi girişimleri bizi 2013’e, ülkenin büyük çoğunluğunun barışa inandığı bir eşiğe götürüyor. Henüz ölülere yönelik vahşet imgelerinin kamusal alanda gururla........
