menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Anmak, anılmak, anmalıklar üzerine

8 0
14.10.2026

Anı, anımsamak, anılmak, andaç, anmalık. Gönüldeşliğin, değerbilirliğin güzelliği, erdemliliğidir.

Bellek zamanla çok şeyi unutuyor. Eğer geçmişte alınan notlar, tutulan günlükler, günceler, saklanan belgeler, belleğin odacıklarında birikenler. Salim Şengil “Anılarda Kalan Portreler” adlı kitabının önsözünde “İnsan yazmaya oturunca, şaşılacak bir şey, anılardaki konuşmalar bile birdenbire, neredeyse tıpatıp anımsanıyor.” der.

Kitaplığımda azımsanmayacak sayıda anı kitabı var. Anmalık yapıtlar var. Onları yakınımda, gözümün önünde tutarım.

Anmak; bir değeri, bir tarihi olayı ya da yüce bir varlığı salt hatırda tutmaktan öte; anlamak, kavramak, yaşama geçirmek anlamlarını içerir. Anmalık ise anılmak üzere verilen nesneyi, hatırayı, yadigârı, bergüzarı anlatır.

Sadun Aren 80. yaş anmalığında, görkemli kutlamalarının ardından, anı yazmanın ayrımına vardığını söyler. “O kutlamayı gördükten sonra geçmişin mazi değil yaşamın ta kendisi olduğunu gördüm, anladım ve bilincine vardım.” Aren’in “Puslu Camın Arkasından” adlı yapıtı böyle geçer yaşama.

Yazın, sanat, kültür, bilim alanında emek vermiş, üretmiş değerlerimizi yaşarken anmak, anmalıklar sunmak elbette çok önemli, çok değerli. Öldükten sonra da “o güzel atlara binip giden” özge insanlar adına anmalar yapmak, anmalık yapıtlar çıkarmak, unutulmama........

© 9 Eylül Gazetesi