Terörist oğul 'Danışman' olursa 'Babası' ne olmaz ki!..
ABD-Fransa, İsrail’e hizmet için terör örgütü HTŞ’nin başı Colani/Şara’yı Suriye Devlet Başkanı yaparken, PKK’nın Suriye kolunun başındaki sözde general Mazlum Kobani/Abdi’yi de Şara’ya “Kürt işlerinden sorumlu” danışman olarak atadı.
Ankara’ya da önce “Şara adamımız” ardından “SDG/YPG/PYD feshedildi” diye sevinmek düştü.
Sevinci katmerleyen; SDG’nin feshinin “terörsüz Türkiye” süreci ve Erdoğan’ın bölgede inşa ettiği “kardeşlik siyaseti” açısından önemli görülmesiydi... Erdoğan’a göre de “terör defteri; silahın, şiddetin devri artık kapanmalı”ydı... Adamlara istedikleri verilirse, tabii ki o defterler kapanır!..
Evvela Suriye PKK’sının nasıl kurulduğunu hatırlayalım.
İç savaş başlatıldığında, İmralı’daki teröristbaşı Suriye’deki koluna, “Kürtler öz savunma gücü oluştursun. 50 bin kişilik ordu kursun” mektubu yazdı ve bu mektup adresine ulaştırıldı...
PYD/YPG şeklindeki yapılanmayı öneren de teröristbaşı oldu. PYD’nin başına Salih Müslim’i, YPG’nin başına Bahoz Erdal’ı atadı...
Teröristbaşı İmralı’dan bu işleri kotarırken, devletimiz ne yapıyordu?
O günlerde müzakereleri yürüten devlet görevlileri teröristbaşına, “İmralı’dan örgütü yönetmesine müsaade ettiklerini” söylüyor, hatta Suriye’deki önemini belirtmek için, “Oradaki evlerde resimlerinin hâlâ duvarlarda asılı” olduğu övgüsünde bulunuyordu!..
Birinci açılım sürecine ait “İmralı Notları”nda yer alan bu diyaloglar acaba hayal miydi?
Yooo, bizzat Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Aralık 2025’te Doha’daki bir oturumda; SDG’nin Suriye’ye entegrasyonunda teröristbaşının rol oynayıp oynamayacağına ilişkin bir soru üzerine şunları anlattı:
“Bir rol oynayabilir. 2009-13 yılları arasında MİT Başkanlığı görevini yürütürken, PKK lider kadrosuyla angajmanlarım, görüşmelerim oldu. Belirli bir noktaya varmaya çalıştık. Esasında, bir ortak anlayışa ulaşmaya çok yaklaştık. Aslında ulaştık da, fakat PKK terk etti bu ortak anlayışı, Suriye sebebiyle ve Öcalan da üzerine mutabık kalınan bu anlaşmadan PKK'nın yüz çevirmesi karşısında ne yapacak ona bakmak lâzım. Bu geçmişte kaldı her halükarda. Ancak tarih tekerrürden ibaret biliyorsunuz. Özellikle Suriye'de bir rol oynayabileceğini düşünüyorum. Ancak bir rol oynamak ister mi, yoksa bunu bir kaldıraç olarak mı kullanmak isteyecek? Bilmiyoruz.”
Suriye’nin başına Colani/Şara getirildikten ve ABD’nin Mazlum Kobani’yi Şara ile masaya oturtmasından sonra Ankara’nın, SDG/YPG/PYD’nin entegrasyonu veya feshi konusundaki talepleri neydi; Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın açıklamalarından özetleyelim.
- Birinci aşamada, YPG/PKK’nın içindeki Suriyeli olmayan, uluslararası terörist savaşçı statüsündeki unsurlar ülkeyi terk etsin. (Fidan, bunun için örgüte Amerika üzerinden ültimatom verildiğini de duyurdu)
- İkinci aşamada, Suriyeli olanlar da dahil YPG’nin bütün komuta kademesi ülkeyi terk etsin.
- PKK’lı olmayan kadrolar silahlarını bırakarak, normal hayatlarına dönüp milli, eşitlikçi, bütüncül Suriye içinde hayatlarına devam etsin.
- Silahlı unsur bütün imkân ve kabiliyetlerini devlete teslim etsin.
- YPG’nin işgâli altındaki yerler kurtulsun, Araplar, Türkmenler, Kürtler kendi yerine dönsün.
- Devlet içinde devlet, şehir içinde şehir olmaz.
- Suriye’deki yeni yönetim Kürtlere eşitlik haklarını versin.
Şimdi de Suriye PKK’sının feshinin nasıl gerçekleştiğine bakalım.
- SDG, sözde askeri yapısını hiç bozmadan tugaylar halinde ve fiilen yönettiği bölgelerde........
