Wimbledon 2026: Kortların Dışında Kazanılan Milyarlar ve Bir İngiliz Rüyası
Londra’nın batısında yazın geldiğini takvime bakarak anlamazsınız.
Bunu önce vitrinlerden anlarsınız.
Çim kortları andıran yeşil dekorlar…
Tenis topları…
Beyaz güller…
Raketler…
Her yıl olduğu gibi Wimbledon Village yeniden tenis temalı bir açık hava sahnesine dönüşüyor.
Çilekler toplanmış.
Pimm’s sürahileri hazırlanmış.
Kafelerin masaları dolmaya başlamış.
Ve dünyanın gözü yeniden SW19’a çevrilmiş durumda.
Yaklaşık yarım milyon insan önümüzdeki iki hafta boyunca Wimbledon’a gelecek.
Çoğu tenis izlemek için.
Ama birçoğu aslında bundan çok daha fazlasını deneyimlemek için geliyor.
Çünkü Wimbledon hiçbir zaman yalnızca tenis olmadı.
O, İngiltere’nin dünyaya sattığı en başarılı yaşam tarzlarından biri.
Benim Wimbledon Hikâyem
Son 15 yıldır, pandemi dönemi hariç, neredeyse her yazımı Wimbledon’da geçiriyorum.
İlk geldiğim yıllarda yalnızca tenis izlediğimi sanıyordum.
Oysa zaman içinde anladım ki Wimbledon’da izlediğim şey sadece bir spor turnuvası değildi.
Burada gelenek korunuyor.
Marka yönetiliyor.
Ekonomi üretiliyor.
Kültür yaşatılıyor.
Yıllar boyunca Roger Federer’den Novak Djokovic’e, Carlos Alcaraz’dan Jannik Sinner’a kadar birçok dünya yıldızını yakından takip ettim.
Basın toplantılarında bulundum.
Özel röportajlar yaptım.
Kraliyet Locası’nın atmosferini yaşadım.
Yeni şampiyonların ilk heyecanlarına tanıklık ettim.
Hatta “Hayattan Daha Fazlasını İste” kitabımdaki “Tenis Maçlarından Hayat Dersleri” bölümü bile Wimbledon koridorlarında doğdu.
Çünkü burada sadece tenis oynanmıyor.
Hayatın kendisi sahneleniyor.
Wimbledon’da Hayat İki Haftalığına Değişiyor
Turnuva başladığında Wimbledon bambaşka bir kimliğe bürünüyor.
Mahalle esnafı aylar öncesinden hazırlıklara başlıyor.
Her yıl düzenlenen vitrin yarışması için dükkânlar adeta birbirleriyle yarışıyor.
Mahalle sakinleri şakayla karışık, “Vitrin rekabeti korttakinden daha sert” diyor.
Haklılar.
Çünkü Wimbledon burada yaşayan herkes için büyük bir ekonomik hareketlilik........
