FAİZ-BORÇ SARMALINININ İLÂCI PLÂNLI KARMA EKONOMİDİR (2)
Atatürk, T. B. M. M'de, l. 3. l922 tarihinde yaptığı bir konuşmada, Türk Milleti'ni ezen Tanzimat politikalarını şu sözlerle eleştirmiştir: “…Tanzimat'ın açtığı serbest ticaret devri, Avrupa rekabetine karşı kendisini savunamayan ekonomimizi, ayrıca kapitülâsyon zincirine bağlamıştı. Teşkilât ve ferdî kıymet bakımından, iktisat sahasında bizden çok kuvvetli olanlar, memleketimizde, bir de fazla olarak, imtiyazlı mevkide bulunuyorlardı. Temettü vergisi vermiyorlardı. Gümrüklerimizi ellerinde tutuyorlardı. Bütün iktisadiyatımıza, bu sâyede hâkim olmuşlardı. Efendiler, bize karşı yapılan rekabet, hakikaten, çok gayrimeşrû, hakikaten çok eziciydi. Rakiplerimiz, bu suretle, inkişafa müsait sanayimizi mahvettiler. Ziraatimizi de hırpaladılar, malî ve ekonomik gelişme ve olgunlaşmamızın önüne geçtiler. Siyaseti iktisadiyemizin mühim gâyelerinden biri de, umumî menfaatimizi doğrudan doğruya alâkadar edecek müessese ve teşebbüsleri, malî kudretimiz ve fenniyemiz müsaadesi nispetinde devletleştirmedir”(Kâzım Öztürk, age. s. 736). ./..Gümrüklerimize biz ancak Cumhuriyetle birlikte, 1929 yılında hâkim olabildik. Dikkat ediniz, Lozan'la, 1923'te değil! Çünkü emperyalistler, Kemalistlerin 6 yıl bile dayanamayacağını umuyorlardı! Bu nedenle, Lozan Antlaşmasına bir madde ekleterek, gümrüklerimize hâkim olmak hakkını bize ancak 1929 yılında tanıdılar! Bu da, 'Lozan Kahramanı' olarak yüceltilen İsmet Paşa için önemli bir eksi olsa gerektir. İsmet Paşa'nın Lozan'da gösterdiği bir başka önemli zaaf ise, Boğazların Uluslararası Komisyona devredilmesidir. Biz ancak 1936 yılında Montrö Anlaşması ile Boğazların kontrolünü sağlayabildik!1929'dan önce, ithalde alınan gümrük vergilerimiz % 12.9 iken,........
