Nato kafa nato mermer
Nato kafa nato mermer
Yukarıdaki başlıkta yer alan nato kelimesinin Ankara’daki NATO toplantısı ile alakası yoktur. Nato kelimesi Rumca bir kelimedir ve başlıktaki deyim Türkçe’de de aslında çok kullanılırdı. Şimdilerde pek duymuyorum ama.. Babamdan bu deyimi çok defa duymuşumdur. Şöyle çevirebiliriz; “işte kafa, işte mermer”. Yani o kadar anlamaz, laf dinlemez ki sanki mermer kadar sert, anlama kapasitesi yok anlamında. İstanbul Türkçesinde hatırı sayılır Rumca kelime vardır. Bu da çok doğal değil mi? Mesela bazı mesleklerdeki kelimeler doğal olarak farklı etnik dillerden Türkçeye kelime gitmiştir. Mutfakta kullanılan çok kelime vardır. Balıkçılıkta, ayakkabıcılıkta mesela. Ancak en çok Rumca kelime de argoda vardır. Sadece Rumca da değil; Farsça, İtalyanca, Fransızca dillerinden çok kelime almışız. Almışız ama onları Türkçeye adapte etmişiz. Adapte kelimesi de yabancı kelime bu arada. Uyumlamışız da diyebiliriz. Konuyu bambaşka bir tarafa getireceğim.
Osmanlı bir adalet devletiydi.
Biz büyük bir cihan devletiydik. Milli eğitim bakanlığımıza bir ipucu daha vermiş olayım buradan. Osmanlı İmparatorluğu değil, büyük Osmanlı devleti veya Cihan devleti de diyebiliriz. İmparatorluk kelimesi batının jargonudur. Emperyal ancak içi sömürgecilikle doldurulmuş dünyayı kendine esir eden, sömüren yapı anlamındadır. Osmanlıyı diğer imparatorluklarla eşitlemek de kavram ve algı açısından doğru bulmuyorum. Bu konuda yazan, çizen çok da alim olmuştur aslında. Ama nedense Türkçe’nin sırları kitabında Sami Banarlı dahi imparatorluk demektedir. Bence yanlış ve değişmeli.
NATO’yu anlamayan nato kafalılar.
Ankara’da yapılan ve dün biten NATO toplantıları her açıdan dünyanın büyük değişiminin başlangıcında bile değil tamamen içinde olduğunu gösteriyor. Mehteran takımı ile karşılanan dünya liderlerine verilen mesaj açıktı. Biz Osmanlı’nın, Osmanlı Selçuklu’nun, Selçuklu büyük Türk devletlerinin devamıdır. Türk’ün dünyaya nizam getirmek olduğunu tarih boyunca herkes biliyor. Dünyanın dengesi Türk’ten sorulur. Herkesin bir gün Türk devletine ihtiyacı olacağı açıktır. Ancak içimizdeki nato kafalılara bunu anlatmak mermere laf etmek gibidir. Bir ara ne işimiz vardı Suriye’de ne işimiz vardı Filistin’de, Libya’da.. Ne gereği vardı Havaalanlarını yapmak, Şehir hastanelerini yapmak sırala sırala bitmez. ABD başkanını Epstein dosyaları (bu arada Trump’ı aklamaya falan çalıştığım yok. Bu konu ayrıca incelenmeli) ile iliştirip Cumhurbaşkanı’nın bu adamla ne işi var diyenler kendi partilerindeki lağımları temizleyemeyenlerdir. Elbette Cumhurbaşkanı’nın sarı kafasına sarı kaşına meraklı olduğu için Trump’la diplomatik ilişkileri sürdürüyor değil. Türk devlet aklının bin yıllardır süregelen yapısının içinde satranç oynarken 100 yıl sonrasını düşünmek vardır. Cumhuriyet kuruldu Türk devlet aklı uykuya dalmış gibi yaptıysa da bu zorunluluktandı. Oğuz uygusu hafiftir. Ortalıkta ne oluyor bitiyor kaydeder. Zamanı gelince de gereğini yapar. Bunu nato kafalıların anlaması zordur. O yüzden de Yunanistan başbakanı külliyeye girerken takındığı sahte kabadayı yürüyüşüne Ceddin deden marşı çalınmıştır. Bu zirvede herkesin maskesi düştü. Çünkü Türkiye turnusol kâğıdı gibiydi. Çünkü Türkiye dünyanın tam da merkezinde Ortadoğu ve Asya ile tüm enerji, gıda, istihbarat aklınıza ne gelirse bağlantının kavşak noktasında duruyor. O yüzden şimdi tam zamanıydı NATO toplantısının.
Stratejiyi okumak lazım. Algıya kapılmamak lazım. Eninde sonunda hiçbir batılı devlet burada Rusya da dahil Türk’ün çok güçlü olmasını varlığını her yere yaymasını istemez. Çünkü kimse ezildiğini hissetmek istemez. Bir batı var bir de doğu onlara göre ama bana göre de bir Türk var. Türk NATO’da ben olmadan dengeniz kalmaz diyor. Hepiniz birbirinize girersiniz diyor. İsrail evet İsrail bu noktada Türkiye’nin güçlenmesini asla istemeyen baş şey. O yüzden de elinden geleni ardına koymamaya devam edecek. Arzu mevud mudur neyse işte oraya kadar aklına koymuş. Koysun bakalım. Biz büyük bir oyun kurucuyuz artık ve NATO ile bu tescillendi.
Halk ne anlıyor ne istiyor
Halk basma kalıp inanışlarla hala o eski NATO var zannediyor. Yok artık bize emir veren, yaptırımlarla sıkıştırabilecek bir NATO yok. Ama bu algıyı körüklemeye kalkanlar masaya hemen halk aç, ekonomik kriz var benim karnım doyacak mı NATO buraya gelince diyor. Halkımız maalesef büyük bir imtihandan geçiyor bu imtihanın içinde yaş da yanıyor. Anlayanlar sabır gösteriyor. Anlamayanlar algıya kapılıp saçma sapan laflar ediyor. Özellikle ortalığı karıştıran NATO karşıtları ise hala o eskinin NATO karşıtlığı ile ortalıkta gösteri yapıyor. Yapsınlar bakalım ne işe yarayacak? Bugün Türkiye’nin ne yapmak istediğini anlamayan nato kafalılar var ve bu da işimizi zorlaştırsa da bizler doğruları anlatmaya devam edeceğiz. Çünkü mevzuu NATO filan değil mevzuu Türkiye’nin ne yapmak istediğini iyi okuyabilmek vesselam.
Mutlaka okuyun, araştırın
Sadece sosyal medyada gördüğünüz iki başlığı okuyup bir fotoğraf karesinden mana çıkarmayın. Dünya sahnesi mahalleye benzemez. Özellikle bu hafta sayfamızdaki Mehlika Bedirbeyoğlu’nun yazısını okumanızı öneriyorum. Çünkü NATO toplantısının bizler açısından önemini anlatmaya çalıştık. Ha bir de külliye yani birilerine göre saray ne işe yarayacaktı değil mi? Gördük mü ne işe yaradığını. Dünyanın 32 ülkesinden gelen onlarca lider, bakanlar, görevliler nerede ağırlandılar? Külliye yerine apartman binasında mı yapsaydı devlet bu önemli toplantıyı. Bir devletin ihtişamını hele hele büyük bir devlet geleneğinden gelen Türkiye Cumhuriyeti’nin seviyesini göstermek bakımından önemliydi. Mekân algısı diye bir başlık vardır iletişimde. İnternetten arayıp taratın okuyun derim.
Yaz mevsimi sıcak geçeceğe benziyor.
Sıcaklık açısından demiyorum elbette. Ortadoğu’da kaynayan kazanın harının bir türlü durmamasından kaynaklanıyor bu söylediğim. Hürmüz boğazını etkileyen bir durum tüm dünyanın başta ekonomik dengelerini sonra da zaten her şeyi etkiliyor. Burada en çok etkilenen de Afrika ve diğer fakir ülkeler oluyor. Herkes kabınca az, çok etkileniyor. BM’in fonları Avrupa’nın yaşadığı savaş tehditi yüzünden azalmış durumda. Çünkü BM’yi besleyen ülkeler kaynaklarını savunma sanayiine harcıyor. Bu nedenle de Afrika........
