menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

7 Ekim’e bugünden bakmak

15 0
12.10.2026

7 Ekim’e bugünden bakmak

7 Ekim’in üçüncü yıldönümünde Ortadoğu’da bölgesel düzenin nasıl bir hal alacağını öngöremediğimiz bir şekilde çok radikal biçimde değiştiği bir noktadayız. ABD, 7 Ekim öncesinde de bölgeden çekilmek (yanlış anlaşılmasın tüm askeri üstlerini terk etmeyi kastetmiyoruz) ve artık düzen kurucu baş aktör rolü oynamamak gibi bir yönelim içerisindeydi. O zamanlar Suriye’deki sınırlı Rus varlığı ve Çin’in “business” üzerinden Körfez ve Afrika Boynuzunda varlık geliştirme hamleleri canını sıkıyordu ama Ukrayna Savaşı’nın başlaması ile Moskova için çok şeyin değişeceğini de düşünüyordu. Daha o zamanlar daha önce oluşturmaya çalıştığı “federal/demokratik ulus-devlet kurma” süreçlerinin çok başarılı olmadığını kabul etmiş, Irak ve Afganistan’da Amerikan askeri varlığının azaltılması ile ilgili anlaşmalar yapılmıştı. İran ve İran’ın sürdürmekte olduğu nükleer/füze programları elbette ABD için bir baş ağrısıydı ve Trump’ın ilk döneminde İran’a karşı güç kullanılması bir işe yaramamıştı (-ki o zaman İran’ın Körfez’i kendine bağlı asimetrik unsurlar üzerinden vurabildiği de görülmüştü) fakat ABD yönetimi İran’ı anlaşma masasında oyalayabileceğine, Ortadoğu’yu baştan aşağıya saran bir ticaret-güvenlik networkünün de müttefikler eliyle kurulabileceğine inanıyordu. Bu networkün belkemiği İsrail’di. İsrail’in İbrahim Anlaşmalarını sertçe ve o gününün koşullarında Müslüman Kardeşler karşıtı bir ittifak olarak dayatması bölgeyi ikiye bölmüştü ama 3-4 yıllık bir eksen-kurma/kutuplaşma denemesinden sonra Biden yönetimi Ortadoğu’nun kalan sağlarını el sıkıştırmak, tüm müttefikleri yakınlaştırmak ve “bakın masada İran oturuyor, aklınızı başınıza alın haa” demek için fırsat bulmuştu. Ortadoğu güllük gülistanlık değildi ama neredeyse ABD’nin uzaklaşmasına fırsat verecek ve masada uslu-uslu anlaşma bekleyen İran’ı da çevirecek ABD’ye yakınlar arasında bir iş birliği kuşağı oluşmak üzereydi. Bu kuşak içinde güvenlik anlaşmaları filan da yapacaktı ve artık Washington’un elini Ortadoğu kirine bulaştırması gerekmeyecekti.

Tam bu noktada 7 Ekim saldırısı oldu ve her şey parçalandı. 2023’den bugüne ABD bölgeden çekilmek bir yana bölgesel bir savaşın baş kahramanına dönüşmüş durumda. Üstelik savaşı kazanamıyor ve Trump Yönetiminin Putin ile gerçekleştirdiği 6 aylık dizel anlaşmasından anladığımız üzere bu savaşın 2027’ye uzayacağı ABD tarafından öngörülüyor. 7 Ekim öncesi ve sonrası ABD’nin Ortadoğu gerçekleri açısından gelinen bu nokta bile 7 Ekim’in tüm bölgeyi nasıl dönüştürdüğünü görmemiz açısından yeterli. Bu arada kurduğumuz bu cümle yanlış anlaşılmasın. ABD’nin gerçekleri ve hayalleri birbirinden farklı tabi ki. Gerçeklerinde Ortadoğu’da “sonu gelecek mi belli olmayan” bir savaşa boğazına kadar batmışken, hayallerinde Washington hala bölgeden uzaklaşacağı günlerin........

© YeniBirlik