Anahtar Kelimeler (Muhit)
Anahtar Kelimeler (Muhit)
Muhit kelimesi genel olarak “etraf, çevre, yöre, mahalle ve çevresel etkenler” anlamına gelirken, “bir kişinin sürekli ilişki içinde bulunduğu insanları”(1) anlamında da kullanılmaktadır. Arapça “h-v-t” kökünden türeyen “ehata” fiiilin ism-i fâili olan “muhit” kelimesi “kuşatan, koruyan, bir işi her yönüyle bilen” anlamına gelmektedir. Muhit kelimesini bir anahtar kelime yapan da bu anlamıdır.
Bir konunun ortaya çıkması, çıktıktan sonra varlığını sürdürmesi ve gelişmesi için bir muhite ihtiyaç duyulur. Bu, en basit ticârî yatırımdan, icatların yapıldığı bilimsel konulara kadar geçerlidir. Mobilyadan ayakkabıya, oto tâmirinden yiyecek sektörüne kadar bütün ticâret alanları bir arada bulunur ve birer muhit oluştururlar.
Restaurantların, kafelerin dershânelerin aynı sokakta olması, balıkçılar çarşısı, demirciler çarşısı gibi uygulamalar da muhit için örnektir. Belli bir sektörün hizmet alanı için açılan ulusal ve uluslararası fuarlar o sektörde yeni ürünlerin tanıtılması, yeni ilişkilerin kurulması için düzenlenen geçici muhitlerdir. Sanayi ve ticâret odaları, borsalar, meslek odaları da soyut bir muhittir. Tüm bu örnekler, kapsamı ne olursa olsun bir konunun gelişmesi için vazgeçilmez birer muhit örneğidir.
Muhitin iş dünyâsındaki târihsel örneği loncalardır. Bir zanaatın devâmı, iş gücünün devamlılığı, bilgi ve tecrübe aktarımı, ürün kalitesinin korunması, fiyatlandırmada fırsatçılığın önüne geçilmesi gibi birçok koruma faaliyeti bir iş dalının loncası üzerinden tâkip edilmekteydi. Ayakkabıcılık, dericilik, marangozluk, demircilik, duvar ustalığı ve benzeri birçok iş dalı loncaların kontrolünde olan muhitlerdi.
Bu muhitler sâyesinde ticâret hayâtı hem maddî hem de mânevî olarak kontrol altında tutulur, suistimâlin önüne geçilir, zanaat dalında yeni iş gücünün gerektiği oranda elde edilmesi sağlanırdı. Bu işin mânevî tarafını, kuruculuğu Âhi Evren’in yaptığı âhi teşkilâtı yapardı. Âhi teşkilâtı, mevcut iş alanlarının korunmasının yanında, yeni fethedilen toprakların kültürel ve sosyal olarak düzenlenmesi işlevini de yerine getirirdi. Osmanlı zamânında Rumeli’nin fethinde âhiliğin bir kolu olan Âhiyân-ı Rum teşkilâtının önemli roller oynadığı bilinmektedir.
Benzer bir arka plân tarikatlar için de geçerlidir. İslâm kültürünün değişik coğrafyalarda, o coğrafyaların kültürel yapısına uygun şekilde yorumlanması ve yerleşmesini amaçlayan tarikatlar, açtıkları dergâhlar ile İslâm kültürü için birer muhit oluşturmuş ve güncel karşılıkları sivil toplum........
