Teori ve program diyalektiği
Öcalan’ın felsefi ve sosyolojik sorunları ele alırken Marksist teoriye eleştirel yaklaşımı meşrudur. Ancak bu eleştirel yaklaşımla vardığı sonuçları “dogmalaştırmak”, tartışma dışı ilan etmek, bu konularda Öcalan’ın görüşlerini eleştirenleri “aforoz” etmeye kalkmak kesinlikle yanlıştır. Demek ki Apocularla Marksistler her şeyden önce bu yanlışları yapmamak üzere ilkesel bir anlaşmaya varmalıdırlar. Apocuların buna hazır olduğunu biliyorum.
Felsefi ve bilimsel sosyolojik görüşler daima tartışmaya ve geliştirilmeye açıktır. Ben mesela Lenin’in “Felsefe Defterleri”nde Marksist materyalizmi ve diyalektik yöntemi eleştirel bir bakışla geliştirdiğini düşünmekteyim. Hatta Marks ve Engels’in kendi sosyolojilerinde, yani tarihi materyalizm görüşlerinde hayatları boyunca düzeltmeler yaptıklarını biliyorum.
Reel sosyalizmde en büyük ideolojik yanlış, felsefi ve bilimsel konuları “parti kararı” haline getirmek olmuştur. Karar konusu olması gereken partinin kapitalizmden sosyalizme ve oradan komünizme geçiş programıdır. Elbette programın dayandığı Marksist-Leninist teorik ilkeler alınacak kararda dile getirilecektir. Ama bu ilkeler karar konusu olmayacak, karar “programın şu ve şu Marksist-Leninist ilkelere dayandığını” ifade etmekle yetinecektir.
Çünkü program hayata geçirilmek üzere herkesin birleşeceği ve etrafında eylem birliği yapacağı bir belgedir. Felsefi ve bilimsel teoriler ise sürekli tartışmayla geliştirilecek teorilerdir. Bu yönde geliştirilen düşünceler her aşamada partinin programını da belirleyecektir.
Bir başka ifadeyle felsefi ve bilimsel sorunlar her gün tartışılacaktır, buna mukabil program her gün tartışılacak bir belge değil, her gün uygulanacak bir belgedir. Uygulama esnasında ortaya çıkan her somut değişimle birlikte yeni bir kongre kararıyla gözden geçirilecektir. O somut değişimi analiz etmek ve yeni bir görüşle sonuçlandırmak felsefenin ve bilimin işi olacaktır. Felsefe ve bilimle programın diyalektiği benim düşünceme göre böyledir.
Bu düşüncelerden hareket ederek vardığım sonuç şudur: Öcalan’ın felsefi ve sosyolojik görüşleri de geçmişteki ve şu andaki Marksist felsefi ve sosyolojik görüşler de tartışmaya ve eleştiriye açıktır. Ama program herkesin ya da çoğunluğun etrafında birleşmesi ve hayata geçirilmesi gereken bir yol haritasıdır.
Objektif ve sübjektif şartların köklü şekilde değiştiği şu andaki durumda, herkesin üzerinde anlaşabileceği bir “devrimci dönüşüm programı” karar altına almak mümkün değildir. Bu dünya komünist ve işçi hareketi için de bizim için de geçerli bir sorundur. Bu durumda “azami ya da nihai hedefleri” kapsayan bir program yerine, bugünün acil sorunlarını çözmeye dönük bir “eylem programı” gereklidir. Bu “eylem programı” nihai hedeflere götürecek bir yol haritası olduğu için “cephenin ortak........
