Bir ihtiyaç olarak komünal ekonomi
Bize her gün aynı masalı anlatıyorlar. Herkes kendi başının çaresine baksın, kurtulursunuz! Her koyunun kendi bacağından asıldığını söylüyorlar. Çok açık sözlüler. Biz, hani kendi bacaklarımızdan asılmış, helal işçiler ve hepimiz, o sistem dedikleri cenderede, baş aşağı sarkmış, tuğlalarını kendi ördüğümüz mezbahanın, kendi bilediğimiz bıçaklarına doğru, koyun koyuna yol alıyoruz. Herkes biraz daha fazla çalışırsa, biraz daha fazla kazanırsa, çok daha fazla tüketirse, hayat düzelir, diyorlar. Oysa yaşadıklarımızdan biliyoruz; Biz bu ucuz filmin, uçurumda ilk yuvarlananlarıyız ve katilin ilk öldürdüğü.
Ve biz çok iyi biliyoruz ki her gün bize salak bir sırıtışla önümüze sürdükleri, ‘başarı öyküleri’, milyonlarca ‘başarılamamış öykü’ demektir aynı zamanda.
‘Yalnız insan, merdivendir hiçbir yere ulaşmayan…’
Bugün dünyanın her yerinde, yoksulluk sadece parasızlık değil. Yalnızlık, zamansızlık, güvencesizlik, geleceksizlik de yoksulluk aynı zamanda. İnsan çalışıyor ama yaşamıyor. Kazanıyor ama yetmiyor. Satın alıyor ama çoğalmıyor. Zamanı yani hayatı elimizden çalıyorlar.........
