Aracı da rotayı da değiştirme zamanı…
‘Ve bu dünyada, bu zulüm senin sayende.
Ve açsak, yorgunsak, alkan içindeysek eğer
ve hâlâ şarabımızı vermek için üzüm gibi eziliyorsak
kabahât senin, demeğe de dilim varmıyor ama
kabahâtın çoğu senin, canım kardeşim!’
“Bu ancak şu anlama gelebilir:
Oradan çıkmak için yol yok değil ama artık vakit,
Bugüne kadar bellediğimiz bütün eski yolları terk etme vaktidir”
Neden bu kadar kolay yönetebiliyorlar, aldatabiliyorlar, oyalayabiliyorlar, manipüle edebiliyorlar, ülkenin varını yoğunu bu kadar kolay yağmalayabiliyor, talan edebiliyorlar?
Herhangi bir tarihsel-toplumsal olayı veya süreci, anlamak, tanımlamak, bilince çıkarmak için bir dizi neden sıralamak âdettendir. Fakat o kadarı yeterli değildir… Bir de bütün nedenler içinde asıl nedeni nedenler hiyerarşisinin başına yerleştirmek gerekir…
Türkiye’nin şimdilerde içine sürüklendiği çürümeyi, sefil durumu anlamak için yüz yıl geriye gitmek gerekiyor. Türkiye Cumhuriyeti Osmanlı İmparatorluğu’nun doğrudan devamıdır. Osmanlı İmparatorluğu’nda devlet kutsaldı… Onun doğrudan devamı olan Cumhuriyet rejiminde daha da kutsal… Devletin kutsal sayıldığı yerde de ‘gerisi teferruattır’ denir…
Cumhuriyetin ilanına giden süreçte emekçi halk kitlelerinin bir dahli olmadı… Esasen Cumhuriyet de ikinci ittihatçı rejimiydi… İlerleyen dönemlerde de kitlelerin sosyal-politik süreci etkilemesine izin verilmedi… Padişah’ın-Sultan’ın kulunun bir cumhuriyetin yurttaşı olması engellendi… Yurttaş bilinci olsaydı ülke bu günkü utanç verici durumda olur muydu? 1923-1946 aralığında örgütlenmek, dernek, sendika, siyasi parti kurmak yasaktı… 1946 ‘da dernek, sendika, siyasi parti kurmanın önü açıldı ama devletin istemediği örgütler hemen kapatılıyordu veya işlevsizleştiriliyordu… İktidar partisi olan CHP’den Demokrat Parti çıkarıldı. 1950 sonrasında askeri darbeler dışında........
