Muhalefet ve yeni bir dönemeç
Muhalefet için kritik bir süreç. Zira Türkiye, cumhuriyetin ikinci yüzyılından yıl alırken derin sorunlar ve kırılmalar yaşıyor. Bunu görmeden ve geçmişten ders çıkarılmadan yol almak olası değil. CHP meselesi de bundan bağımsız değil. Dönüp geriye bakıldığında rahatlıkla görüleceği gibi yüz yıllık tarih, demokratikleşme vaatleriyle dolu olmasına rağmen, zemini genişletmek yerine daraltan bir seyir izlendi. Kimi muhalefet kimi hükümet ama her dönem Kürt sorunu, Alevi hakları, farklı kültürler, emek hakları yok sayıldı, sekülerizmin erozyonu ve devletin inançlarla mesafesinin korunamaması, Türk-Sünni merkezli tekçi bir ulus-inanç dayatmasının ürünü politikalar süregeldi.
Kemalist, paralel ya da farklı kulvarda ilerleyen yönetimler milliyetçilik ve ulus inşası üzerinden farklı dil, kültür ve inançları yok sayarken; bugünkü AKP 25 yıllık iktidarında dinî ve muhafazakâr ayağı öne çıkararak tekçiliği sürdürüyor. Ancak bu dönemde devlet kurumları tam denetim altına alındı, erkler ayrılığı fiilen ortadan kalktı, düşünce, ifade, örgütlenme özgürlükleri ayaklar altında ve hukuk bir iktidar sopasına dönüştürüldü.
Tekçilik ve demokratik tıkanıklık
1923’ten beri Türkiye, homojen bir ulus-devlet inşasını amaç edindi. Kürt kimliği ve dili resmî olarak inkâr edildi; Alevilerin cemevleri hâlâ ibadethane statüsünde tam tanınmıyor; laiklik ise, devletin Sünni-Hanefi yorumunu finanse eden Diyanet üzerinden “kontrollü din” modeline evrilmiş olarak hedef tahtasında. İşçi sınıfının ve emekçilerin derin bir sömürü ağına hapsedildiği gerçeği için söze bile gerek yok. Tek parti yönetiminden 1946’da geçilen çok partili hayat sık sık kesintiye uğradı. 1960, 1971, 1980 askeri darbeleri ve diğer darbe girişimleri bu tekçiliği pekiştirdi. Toplumsal hareket önce altmışlı yıllarda ardında yetmişli yıllarda daha güçlü gelişti ancak her defasında zapturapt........
