menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Şimal üzerinde bir kuyruklu yıldız doğsa

25 0
previous day

Şimal üzerinde bir kuyruklu yıldız doğsa

Osmanlılar son asırlarında şimal üzerinde bir kuyruklu yıldız doğsa mutlak bizim başımıza düşer diye vehmedermiş. Belki aynı etki devam ettiğinden o günün sosyolojisinde ve o günün psikolojisinde yazılan İstiklal Marşımız dahi bu hale bir son vermek ister gibi “korkma” diye başlar. Sönmez diye devam eder. Lâ tahzen! Lâ tahzen, innallãhe me‘anâ. İnnallãhe me‘a’s-sâbirîn…

Biz dahi çok uzağımızdaki gelişmelerden bile korkardık. Her planda aleyhimize bir sonuç, başımıza bir çorap arardık. Bunu da aşırı olduğu halde meziyet sayardık, hala da sayarız.

Peki, vehim nedir, sabır nedir, korkmamak nedir, sönmemek nedir?

Bugünlerde Suriye’deki muvaffakiyetler sayesinde o eski halin baskısı üzerimizden kalkıp bilinçaltımız temizlenirken bu suallerin yanıtlarını vermek için doğru zamandayız.

Ve cevap aslında basit. Ama çok zor.

Vehim zayıflığımızdır. Takatimizin plan yapmaya yetmemesidir. Devlet ölürken böyle olur herhalde.

Devlet doğarken de hayvanlar aleminin bazı türleri gibi hemen ayağa kalkıp koşmaya başlamaz. Tam meydana çıkması zaman alır, bakım ve ilgi ister. O zamana kadar da annesini emer gibi emer halkını. Sabır budur.

Sabırla devletin savunması olgunlaşır. Pençesi kuvvetlenir.

İyice cesaretlenip aklının gücünü bileğinin gücüyle birleştirirse finansal egemen ve iktisaden bağımsızlaşmanın yolu ve kurgusu oluşur. Korkmamak da budur işte. Körüklü ocağın ateşi harlanırsa teknolojisi gelişir. Sönmemek ise budur. Bunlar sırasıyla olur.

Ve nihayet devlet plan yapanların dünyasında kendi planlarını yapmaya başlar.

Ancak bundan sonra memeden kesilir de halktan almayı bırakıp halka........

© Yeni Şafak