Bir lira için nasıl beş milyonluk oldum
Artık pazarlık yapmıyorum demiştim bir zaman. Şimdi nedenlerinden birine değineyim.
Ne alırsan ucuza alırsın, derler ya bu lafın ispatı gibi bir hikâye.
Bir seferinde ihtiyaç olan bir gayrimenkul için sarı siteye emlakçı tarafından konmuş bir ilandaki telefon numarasını aradım. Şaşırtıcı derecede düzgün bir profil açtı telefonu. Yeri tanısam da bilgileri verdi. Nihayet asıl meseleye geldik.
Konutun fiyatı 220 bin liraydı. Pazarlık olur mu, diye sordum.
Emlakçı, satıcıdan için; birçok teklifi reddetti, bir lira bile indirmiyor dedi.
Pazarlık yapmayandan mal almam dedim. Karşılıklı niyet beyanı açıktı.
Böylece telefonu kapattık.
O zamanlar bir lira da olsa büyük tutarlı alışverişlerde bir ikram olmalı düşüncesindeydim.
Oysa gücüm yeterdi. Satıcı sanki kötü bir şey yapıyormuş gibi öylece geçtik gitti. Zaten ilan fiyatı o günün koşullarında iyiydi. Satıcı tek fiyat stratejisiyle hiç de kötü bir şey yapmıyordu. İşimi görme bakımından bu ilanın bir örneğini de bir daha zor bulabilirdim.
4-5 sene oldu o günden bugüne. Bugün benzer ilanlar 5 milyonlarda. 1 lira için 5 milyonluk olduk anlayacağınız.
Şimdi buraya kadarki kısım ilgi çekici bir ders olarak görenler olabilir.
Amma yazılarımı takip edenler “hoppala, rant odaklılığına karşıt yazılar yazan bir yazar mı yazmış bu satırları,” diyecektir. Tabi meselem kaçan rant değil. Kaçan ranta ağıt hiç........
