Sürgünde bir lider: Humeyni’nin Türkiye serüveni
Türkiye’nin yüz akı kurumlarından biri olan Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) muadili yapılarda olduğu gibi çağın gereksinimlerini iyi kavrayan ve zamanın ruhuna göre hareket eden bir dinamizmle hareket ediyor. 15 Temmuz sonrasında özellikle sınır dışı operasyonlardaki etkisi ile pozitif ayrışan MİT, yakın tarihe yönelik bazı belgeleri yayınlayarak tarihi olay ve kişilere ilişkin de yeni bir tartışma başlığı açıyor. Teşkilat’ın birkaç gün önce Humeyni’nin Türkiye’deki sürgün dönemine ilişkin yayınladığı kurum içi evrak, her ne kadar ayrıntı içermese de bu döneme ilişkin farkındalık oluşturmakta ve geniş kitlelerin konuya yönelik ilgisinin artmasına vesile olmaktadır.
Humeyni’nin, Beyaz Devrim sürecinde başlayan rejim karşıtlığı zamanla onu geniş kitleler nezdinde popüler bir aktör haline getirmiş ve Humeyni, devrimin lideri olma pozisyonunu tedrici biçimde inşa etmiştir. Bir yandan rejime muhalefet eden toplulukları mobilize etmek için verdiği vaazlar diğer yandan da ulemanın, klasik yaklaşımın aksine pozisyon alması gerektiği yönündeki doktriner tutumu, sürgün döneminde şekillenmiştir. Bu nedenle 1964 yılında Şah rejiminin Humeyni’nin etkisini asgariye indirmek için başvurduğu sürgün politikası, onun yaklaşık on bir ay süren Türkiye macerasının başlamasına neden olur.
Bir nakliye uçağı ile Türkiye’ye gönderilen Humeyni’nin ilk adresi Ankara’dır. Ankara’nın görece seküler kimliği ve güvenlik öncelikleri nedeniyle geçici bir yer olması, Humeyni’nin sürgününe Bursa’da devam etmesine neden olur. Humeyni açısından epeyce anının biriktirildiği Bursa dönemi, MİT’in gözetiminde bir ailenin yanında geçer. Humeyni’nin........
