Tırmanan Türkiye-İsrâil gerilimi
Tırmanan Türkiye-İsrâil gerilimi
İsrâil’in, Türkiye’nin sâdece 70 km uzağından olan Ebu Zuhur askerî havaalanına karşı yaptığı saldırının tartışmaları elyevm devâm ediyor. Türkiye, kanaatimce kendisine yakışan şekilde hareket ederek meseleyi büyütmedi. Tam aksine tansiyonu düşürecek bir tavır takındı. Bâzıları bunu bir zaaf olarak değerlendiriyor. Ben o kanaatte değilim. Ankara eğer hissî hareket etmiş olsaydı, çok büyük bir hatâ yapmış ; Netanyahu’nun tuzağına düşmüş olurdu. Tel Aviv’e karşı askerî olarak verilecek bir cevâbın altı boş olurdu. İsrâil’in her çeşit hukûku çiğneyen saldırısı anında unutulur, Türkiye dünyâ kamuoyunun nazarında suçlu duruma itilirdi. İşte o zamân Türkiye Sûriye’yi esastan kaybetmiş olurdu.
Bu satırların yazarı ,uzun zamân bir Türkiye-İsrâil askerî hesaplaşmasına ihtimâl vermiyordu. Bu ihtimâli soran dostlarıma müsterih olmalarını telkin ederdim. Ama şartlar hayli değişmiş görünüyor. Şimdi bunlara bir bakalım. Esed devrinde Sûriye tam bir kilitlenme içinde olduğunu hatırlayarak başlayabiliriz. Bir tarafta Rusya ve İran’ın desteğini almış, tabanı Arap Alevîsi olan Esed rejimi, diğer tarafta içinde Türkmenlerin de bulunduğu , radikal olanlar da dâhil Sünnî muhalefete hâmilik yapan Türkiye vardı. Bununla da bitmiyor; bir tarafta da Kürtçü ayrılıkçı hareketlere büyük bir destek veren ABD bu tâlihsiz memlekette boy gösteriyordu. İsrâil ise düşük bir profil sergiliyor, sâdece arada bir ; o da Rusya ile anlaşmalı olarak kendisi için tehlikeli bulduğu İran unsurlarına hava akınları tertip ediyordu. Keskin ve âni bir gelişmeyle Esed rejimi yıkıldı. Türkiye’nin desteklediği, heyli dağınık yapısıyla İdlip mahreçli El Nusrâ birlikleri çok kısa bir zamân zarfında Şam’da kontrolü ele aldı. O zaman da yazmıştım: Bu elbette ağırlıklı olarak Türkiye’nin zaferi bir görülse de, daha derinde süreci Birleşik Krallık ve ABD’nin güdümlediğini elimden geldiğince ortaya koymaya gayret etmiştim. Evet, neticede Anglosakson çekirdek -Türkiye işbirliğinin eseriydi bu ve doğrudan İran ile Rusya’nın Levant coğrafyasından tahliyesini hedefliyordu. Türkiye’de çoşkularını kontrol edemeyen esrik çevreler bunun mutlak olarak Türkiye’nin zaferi olduğunu zannettiler. Elbette bu aynı zamanda Türkiye’nin de zaferiydi ama çok ortaklı olarak. Görülmeyen diğer husus ise İsrâil’in........
