menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

“Karar verdim...”

27 0
yesterday

Aile hekiminin dış kapısında karşılaştık. O ilaçlarını yazdırmış gidiyordu, benim randevum yarım saat sonra. Böyle olacağını bilseydim hızlıca selamlaşır, randevuma geç kalmış gibi yapardım. İnsan dilinden yakalanır hesabı… Soran varmış gibi “Vakitlice geldim, randevuma yarım saat var” demek gafletinde bulundum.

O sıra bunun gaflet olduğunu düşünmüyordum. Ne güzel, yıllar sonra bir arkadaşla karşılaştım, zamanın bir yerinde böyle denk gelince arkamızda bıraktığımız yıllar bir anlığına yanı başımıza düşüyor diye düşünmüştüm. Çünkü ilk on dakika fena değildi. Sen ne yaptın/ ben ne yaptım/ aman o yıllar ne güzeldi frekansında, bir Sezen Aksu şarkısına güfte olabilecek kıvamda söz sözün yolunu açıyordu. Sonra bir şey oldu. Bir şey.

Bir zamanlar aynı kurumda iki yıl birlikte çalıştığım arkadaşımın hanımefendi ve aklı selim haline gıpta eder, ben henüz yirmili yaşlarımda iken onun “yaş otuz beş yolun yarısı” kıvamında durgun akışını, çiğ rekabet ile birbirine giren arkadaşları sakin sakin yola getirişini hayranlıkla takip ederdim. Yine öyle olacak sandım. Halim selim, torun torba sahibi, yılların izinin ruhuna gümüş bir telkâri inceliğiyle işlemiş olmalıydı. Hüsnüniyet, hüsnü zan.

On dakika sonra bu kadın o kadın değil, o kadın güzel haller treninden hangi istasyonda indi, şimdi nerede ne yapıyor diye düşünürken buldum kendimi.

Yirminci dakikada, verdiği kararları anlatmak üzere beni işgal eden bu kadın onun yaşlı versiyonu olamaz, olamaz, olamaz zikrini çekmeye başlamıştım.

“Mutlu olmaya karar verince…” diye başlayan cümlesinden sonra, başıma gelecekleri tahmin edip izin isteyebilirdim. O zaman sözün henüz başında, beni dört bir tarafımdan henüz kuşatmamış olduğu için kaçıp kendimi kurtarabilirdim.

Kurtaramadım. Kapıda dikilmekten ayaklarıma kara sular indi. “Affedersin sözünü balla kesiyorum... Benim... Biliyorsun belim rahatsız, böyle dikilmek hiç iyi gelmiyor” diyecek oldum. Nafile. Ağzımı açamadım bile.

Dr. Suna Hanım’dan randevu alanlar beklemesin diye seslendi içeriden hemşire. Bari Dr. Suna’dan randevu almış olduğumu ağzımdan kaçırmamış olsaydım. Sormak gafletinde bulundum.

“Hemşire Hanım bir sorun mu var?”

“Hocamız rahatsızlandı.”

Aile hekimine de hoca demeseniz yani. Derlermiş.

“Dr. Hanım rahatsızlandı. Randevular iptal.”

“Başka doktor için şey ...”

“Savaş Hocam da çok yoğun. Daha sonra şansınızı deneyin. Sistemden randevu almadan gelmeyin.”

On dakikadır “Mutlu olmaya karar verince...” diye başlayıp cümlenin sonunu “Nihayet onu da başardım ve kendimi ödüllendirdim” diye bitiren geçmişin hanımefendisi, günün yeni yetmesi:

“Bak şimdi, şu an evrenden müthiş bir hediye geldi bana. Aldım kabul ettim. Sana bi kahve ısmarlıyorum” dedi.

Tövbe estağfurullah. Bu kadın dini bütün bir kadındı. İlk........

© Yeni Şafak