Zıt kutuplar arasında
Zıt kutuplar arasında
Geçtiğimiz hafta (27 Temmuz) sosyal medyada, 4 içerik üreticisi arasında geçen bir “mübâhale”ye (lanetleşme) şahit olduk. Mübâhalenin bir tarafında Almanya’da yaşayan Suriye kökenli Muhammed b. Şemsuddîn vardı. Onun karşısında yer alan grupsa: Ebu’l-Fadl (Mâhir b. Muhammed) el-Mısrî, Ebû Ömer (Târık es-Seyyid) el-Bâhis ve Ebu’l-Hasen (Ali Hasen) el-Ezherî’den oluşuyordu.
Önce Muhammed b. Şemsuddîn söz aldı ve şöyle dedi: “Allahım! Seni şahit tutuyorum: Sen biliyorsun ki, Yahyâ b. Şeref en-Nevevî bid’atçıdır. Eğer bu sözüm doğruysa, bana düşmanlık edenlere karşı bana yardım et ve hakkı benim vasıtamla ortaya koy. Eğer yalancıysam beni ve eşlerimi, katledilme dışındaki bir ölümle helak et; lanetini ve azabını benim üzerime indir.”
Diğerleri de teker teker şöyle dediler: “Allahım! Seni şahit tutuyorum: Sen biliyorsun ki, Yahyâ b. Şeref en-Nevevî (rh.a) bid’atçı değildir. Eğer bu sözüm doğruysa, bana düşmanlık edenlere karşı bana yardım et ve hakkı benim vasıtamla ortaya koy. Eğer yalancıysam beni ve eşlerimi katledilme dışındaki bir ölümle helak et; lanetini ve azabını benim üzerime indir.”
Her biri sözünü tamamladıktan sonra yayındaki dört kişi ve moderatör bu dua/ bedduaya “amin” dedi. Arkasından aynı sözler İmam Ebû Hanîfe ve hafız es-Süyûtî hakkında da tekrarlandı. Şu farkla ki, es-Süyûtî hakkında söz konusu dua/beddua, onun “kâfir” olduğu/ olmadığı söylenerek tekrarlandı.
Bu mübâhalenin en çarpıcı tarafı, adı geçen 4 kişinin tamamının kendilerini “Selefî” olarak tarif ediyor olması. Şu kadar ki, Mahammed b. Şemsuddîn kantarın topuzunu bir hayli........
