menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Okyanusu geçip derede boğulmamak için…

47 0
28.04.2026

Ne kadar tekrarlasak yeridir… “Algı, olgunun önündedir. Siz isterseniz dünyanın en adil sistemini kurun, eğer o sistemin işlediğini halkın kalbine ve zihnine mühürleyemezseniz, okyanus ötesinden fonlanan ‘endeks masaları’ gelir, sizin adalet karnenizi masa başında dolduruverir.” (Bkz. 16.11.2024, Yeni Şafak Gazetesi, “Adalet algımızı ‘kim’ yönetiyor” başlıklı yazımız)… Eğer algıyı (realiteyi, gerçekliği), usulü veçhile yönetemezseniz, olgunun (hakikat, gerçek) arka planda kalmasını engelleyemez, “Algı olgunun önüne geçiyor!” diye sızlanır durursunuz…

Bilindiği üzere geçen yıl yapılmış 2 büyük araştırmanın ikisinde de Türkiye’de insanların yüzde 74-84 oranlarında adalet sistemine güvenmedikleri ortaya konulmuştu.

Adalet Bakanı Akın Gürlek, “Ceza İşleri Genel Müdürlüğü” bünyesinde 7 yeni daire başkanlığı kurulduğunu açıklamış. Söz konusu başkanlıklar; suç tiplerine göre organize edilen, veri ve uzmanlık temeline dayanan, adımların gecikmesini önleyen yeni adalet yapısının mihenk taşları olarak tanımlanıyor.

Gürlek’in, “ihtisaslaşma aşaması”na işaret eden yeni dönemde hedefinin; toplumun sinir uçlarına dokunan, cezasızlık ve geç gelen adalet algısını besleyen yaralara neşter vurmak olduğu tespit edilebilir.

Adalet mekanizmasındaki bu yapısal dönüşümün, İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi’nin açıkladığı “Yeni Güvenlik Paradigması’” ile bir eş güdüm içerisinde olduğu gözlemlenebilir. Bakan Çiftçi’nin, suçu doğmadan önleme vizyonuyla duyurduğu strateji; yalnızca sokaktaki asayişi değil, siber devriyelerden okul çevrelerindeki ‘tam koruma’ kalkanına kadar güvenliğin her katmanını tahkim eder nitelikte.

Suçun kaynağına inen yapay zekâ destekli analizler ve 32 binden fazla ruhsatsız silahın toplanmasıyla güçlendirilen önleme refleksi, sadece mahkeme salonlarıyla sınırlı olmayan........

© Yeni Şafak