Cumhuriyet bir mana meselesidir
Cumhuriyet bir mana meselesidir
Bugün, Cumhuriyetimizin 103. yaşını kutluyoruz. Her yıl kendimize, özellikle gençlerimizle birlikte birinci dereceden sormamız gereken soru şu olmalı herhalde: “Biz 29 Ekim’de bir tarihi mi kutluyoruz, yoksa bir manayı mı?”
Pearce ve Cronen’in Eşgüdümlü Mana Yönetimi (CMM) kuramı, insanların aynı olaya hangi bağlamı öne alırlarsa ona göre anlam yüklediğini söyler. 29 Ekim de böyledir. Kimi için bir tatil günü, kimi için bir ideolojinin bayrağı, kimi içinse bir hesaplaşma vesilesi… Oysa 1923’te ilan edilen şey, bir milletin “Ne için varım?” sorusuna verdiği cevaptı: İstiklal için!.
Gazi Mustafa Kemal Atatürk, Bandırma’dan Samsun’a yola çıkarken bunu en yalın hâliyle söylemişti: “Biz, Anadolu’ya ne silah ne cephane götürüyoruz; biz ideali ve imanı götürüyoruz.” Rahmetli Halit Refiğ Usta, Cumhuriyet’in neden bir başka toplum ya da meslek kesimine değil de gençliğe emanet edildiğini çok güzel özetlerdi: “Mülkiyet duygusu en az gelişmiş kesim gençliktir; maneviyatı maddiyatın önünde tutar.”
Yani Cumhuriyet, maddi bir düzen değil, manevi bir şekillenmedir.
Atatürk’ün Afet İnan’a söylediği söz de aynı yere çıkar: “Cumhuriyetin temeli kültürdür.” Kültür burada süs değildir; Algılama Yönetimi’nde ortak ruhi şekillenme dediğimiz millî değerler zeminidir. Bu zemin sağlam olmadıkça kurumların sesi ne kadar yüksek çıkarsa çıksın, mana kayar.
Son dönem gelişmelere bu gözle bakmak gerekiyor.
Terörsüz Türkiye süreci, 10 Ağustos’ta 467 milletvekilinin oyuyla kabul edilen yasayla hukuki çerçevesine kavuştu. TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, Eylül’de “Türkiye’de artık bundan sonra terör kelimesi gündeme gelmeyecek” dedi. Bu, Cumhuriyet’in 103. yılında kurucu manaya dönüş için tarihî bir fırsattır. Çünkü Cumhuriyet’i kuranlar, Anadolu’nun her köşesinden gelen insanların aralarındaki ahenkli ilişkiyle aynı ideal ve imanda buluşmasıyla zafer kazandılar.
Öte yandan bir ilişkiyi ayakta tutan, kuruluş günündeki heyecan........
