Artık acılara da alışıyoruz: Toplum sessizce çürüyor
Artık bazı acılar karşısında ne yazık ki şaşırmıyoruz.
Bir intihar haberi geliyor, "acı olay" denilip geçiliyor. Bir cinayet haberi düşüyor ekranlara, birkaç saat konuşuluyor, sonra başka bir haberin gölgesinde unutuluyor. Şiddet, uyuşturucu, trafik kazaları, okul çevresindeki olaylar derken toplum olarak sanki bütün bunları hayatın sıradan bir parçasıymış gibi görmeye başladık.
Oysa sıradanlaşan şey, tehlikenin kendisidir.
Malatya'da son altı ay içerisinde ölümle sonuçlanan intihar vakalarının sayısının 50 civarında olduğuna dair çeşitli söylemler duyuyoruz. Bu rakamın resmi verilerle mutlaka ortaya konulması gerekiyor. Ancak deprem bölgesinin tamamına baktığımızda ortaya çıkan tablonun çok daha ağır olabileceği endişesi var.
Burada artık kimse "Bana ne?" deme lüksüne sahip değil.
Buradan yetkililere açıkça sesleniyorum: Gelin, bu meseleye hep birlikte çözüm arayalım.
İntiharları, uyuşturucuyu, şiddeti, aile içindeki sorunları, gençlerin geleceksizlik duygusunu ve giderek artan toplumsal huzursuzluğu bir bütün olarak ele almak zorundayız.
Çünkü bugün bir gencimizi kaybediyoruz, yarın başka bir gencimizi…
Söylüyoruz, konuşuyoruz, toplantılar yapıyoruz ama çoğu zaman söylediklerimiz havada kalıyor. Oysa memleketin gençleri gözümüzün önünde kayboluyor.
Allah aşkına, artık harekete geçelim.
Günde bir gökdelen dikseniz, yüzlerce bina yapsanız, yolları yenileseniz, şehirleri yeniden kursanız ne olur?
Eğer toplumun ruhu yara alıyorsa, gençler uyuşturucunun pençesine düşüyorsa,........
