Emanet, imtihan ve tevekkül
Tevekkül kelime olarak 'işi ve sonucu birine bırakmak, vekil edinmek, güvenerek teslim olmak' gibi anlamlara geliyor.
Dini anlamda ise tevekkül, insanın üzerine düşen sebepleri ve çabayı yerine getirdikten sonra sonucu Allah'a bırakması ve O'na güvenmesidir.
Kuran'da onlarca ayette: 'Kararını verdiğin zaman Allah'a tevekkül et'
'İnananlar yalnız Allah'a tevekkül etsinler'
'Allah'a tevekkül et. Vekil olarak Allah yeter'
'Eğer müminlerseniz Allah'a tevekkül edin."
'Onlar, Rablerine tevekkül ederler'
'Biz, Allah'a tevekkül ettik'
'Kim, Allah'a tevekkül ederse, O ona yeter' buyuruyor Yüce Allah (c.c)
Bize düşen hayatın hangi alanı olursa olsun maddi-manevi gereğini yerine getirmek. Sonuç Allah'a aittir.
Tevekkülün kapsama alanı
Hayatın maddi-manevi her alanı dedik. Bu alanı anlayabilmemiz için 'ben neyim, kimim, nereden, niçin geldim, ne yapıyorum ve nereye gideceğim' sorularının cevabını bulmamız ve bilmemiz lazımdır.
Birde emanet başlığı var
Tevekkülü yerine getiremememizin asıl sebebi en sıradan bireyden en yetkiliye kadar hepimizin emanetçi olduğumuzu, emanet taşıdığımızı unutmamızdır, diye düşünüyorum.
Ha! Bu emanetlerde hem maddidir hem de manevidir. Tabi emanet deyince ilk aklıma gelin 'Sakaleyn Hadisidir' ki, zaten işin anahtarı orası olsa gerek!
Sevgili Peygamberimiz Veda Hutbesinde: 'Ben size iki ağır, çok değerli emanet bırakıyorum: Allah'ın Kitabı'nı ve Ehl-i Beytimi. Onlara sarıldığınız sürece benden sonra asla sapıtmazsınız. Bu ikisi Kevser Havuzu'nun başında bana gelinceye kadar birbirinden ayrılmayacaktır' buyurdu.
Bu noktada! Bugün bireysel olarak toplumsal olarak, devlet olarak ve İslam dünyası olarak huzursuz isek paramparça isek işte o iki emanete sarılmadığımız içindir!
Diğer emanetler
Bireyden tepeye doğru gidelim; Canımız emanet, eşimiz emanet, çocuklarımız emanet, sahip olduğumuz mallar emanet, işimiz, makamımız emanet, çalıştırdıklarımız emanet, hükmettiklerimiz emanet,........
