“Birlikte Başarabiliriz”
Bir zamanlar “Akdeniz’in yeşil adası” olarak anılan bu güzelim ada, keşke üzerindeki ağaçların köklerini, kültürünün güzelliklerini saklasaydı toprağında.
Bu topraklar yalnızca zeytin ağaçlarını, narenciye bahçelerini ya da yasemin kokularını saklamıyor.
Bu ada, aynı zamanda yarım kalmış hayatları da saklıyor.
Bir daha eve dönemeyen babaları...
Annesinin "gelir" diye yıllarca beklediği oğulları...
Ve aradan yarım asır geçmesine rağmen hâlâ bulunamayan insanları...
Kıbrıs tarihi acılarla örülmüş bir tarihtir. Yakın tarihi ise daha bir acılıdır.
Toplumlararası çatışmalar...
Ardından gelen savaş...
Yerinden edilen binlerce insan...
Yağmalanan ve parçalanan köyler...
Ve geriye kalan gözyaşları...
Bu acıların hiçbirinin milliyeti yoktur.
Acının dili de dini de bayrağı da olmaz.
Bir annenin ağlaması kuzeyde de aynıdır, güneyde de...
Bir çocuğun babasını bekleyişi Türkçe de olsa Rumca da olsa aynı acılı kelimelerle olur.
İşte tam da bu yüzden kayıplar meselesi, insanlığın meselesidir.
Bu ada onlarca yıldır kayıplarının, yitip gidenlerin yasını tuttu.
Kimi zaman kayıplar, milliyetçiliğin söylemlerine malzeme yapıldı.
Kimi zaman "bizim acımız",........
