“Barajdan Sızanlar”
İstanbul’da geçen hafta, İstiklal Caddesi’nin o hiç dinmeyen kalabalığının içinde Salt Beyoğlu’na uğradım. Açıkçası bir sergiyi gezerken bazen yalnızca eserleri görür, birkaç saat sonra gördüklerinizin büyük bölümünü unutursunuz. Ama “Barajdan Sızanlar” sergi salonundan çıktığınız andan itibaren sizi düşündüren, öyle kolay kolay unutulmayacak bir sergi.
***Salt Beyoğlu’nda 22 Nisan’da açılan ve 23 Ağustos’a kadar izlenebilen sergi, Doğu Akdeniz’den Körfez Bölgesi’ne uzanan geniş bir coğrafyada arazi, hafıza ve arşiv arasındaki ilişkiye bakıyor. Gülce Özkara tarafından programlanan sergide Haig Aivazian, Monira Al Qadiri, Al-Wah’at Collective, Mehmet Ali Boran, Can Candan, Aslıhan Demirtaş, Alia Farid, Metincan Güzel, Emre Hüner, Evrim Kaya, Yelta Köm, Fredj Moussa, Dima Srouji, Aslı Uludağ ve Merve Ünsal’ın üretimleri yer alıyor.Fakat serginin asıl gücü, çok sayıda sanatçıyı bir araya getirmiş olmasından çok daha başka bir yerde duruyor.“Barajdan Sızanlar”, bize üzerinde yaşadığımız toprağın yalnızca toprak olmadığını söylüyor.Arazi, sadece üzerinde yürüdüğümüz, evlerimizi ve yaşam alanlarımızı kurduğumuz, yollar yaptığımız, sınırlar çizdiğimiz fiziksel bir zemin değildir. Arazi aynı zamanda bir bellektir. Üzerinden geçenleri, üzerine kurulanları, yıkılanları, sömürülenleri, işgal edilenleri, terk edilenleri ve direnenleri barındırır.
***Belki de sergiden çıktıktan sonra zihnimde en çok kalan düşünce buydu.İnsan unutsa bile, toprak unutmuyor.
***Serginin çıkış noktalarından biri, İngilizcedeki “landscape” kelimesinin Türkçe ya da Arapçada tam karşılığının bulunmaması. Bağlama göre “arazi”, “manzara” ya da “peyzaj” diyebiliyoruz. Ancak “Barajdan Sızanlar”, bu kelimenin çevrilemezliğini bir eksiklik olarak değil, farklı coğrafyalarla kurduğumuz ilişkilerin zenginliği olarak ele alıyor.İşte burada sergi sıradan bir “peyzaj sergisi” olmaktan çıkıyor.Çünkü burada gördüğümüz şey güzel manzaralar değil.Gördüğümüz şey, manzaranın ardındaki........
