menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

İstanbul’u sel değil, ihmaller de vurdu!

58 0
19.10.2026

Bir kentin gerçek gücü, gökdelenlerinin yüksekliğiyle değil, en zor gününde insanlarını ne kadar koruyabildiğiyle ölçülür.

İstanbul, bir kez daha sular altında kaldı. Caddeler nehre dönüştü, araçlar sel sularına kapıldı, evler ve iş yerleri çamurla doldu. İnsanlar bir gecede yılların emeğini kaybetti. Aileler sevdiklerinden haber beklerken, kurtarma ekipleri selin geride bıraktığı enkazın arasında zamana karşı yarıştı.

14 Ekim’de başlayan ve kenti ağır biçimde etkileyen yağışlar, İstanbul’un yalnızca altyapısını değil, şehircilik anlayışını da tartışmaya açtı. Can kayıpları ve kayıp vatandaşlar için sürdürülen arama çalışmaları, bu felaketin sıradan bir meteoroloji haberi olarak geçiştirilemeyeceğini gösteriyor.

Peki, İstanbul neden her büyük yağışta aynı korkuyu yaşıyor?

Beton yükselirken güvenlik neden geriliyor?

İstanbul, yıllardır büyüyor. Yeni binalar yükseliyor, yollar genişliyor, mahalleler dönüşüyor. Ancak bütün bu büyümenin ortasında cevaplanması gereken temel bir soru var: Şehir, doğanın değişen koşullarına karşı ne kadar dirençli?

Toprağın betonla kaplandığı, suyun doğal akış yollarının daraldığı ve dere yataklarının yapılaşma baskısıyla karşı karşıya kaldığı bir kentte yağmur, yalnızca yağmur olarak kalmıyor. Toprağa sızamayan su, önüne çıkan sokaklara, bodrum katlarına ve iş yerlerine yöneliyor.

Ayazağa’da yaşananlar da dere yatakları, kapalı dere kesitleri ve altyapı kapasitesi üzerine yeniden düşünmeyi zorunlu kılıyor. Elbette olağanüstü yağışların büyüklüğünü göz ardı edemeyiz. Ancak aşırı yağışın afete dönüşmesinde kentleşme tercihlerini ve hazırlık düzeyini sorgulamak da zorundayız.

Çünkü doğa olaylarını bütünüyle engelleyemeyiz; fakat bu olayların can kaybına ve büyük yıkıma dönüşmesini azaltabiliriz.

İklim krizi kapımızda değil, sokağımızda

İklim krizi artık uzak geleceğin meselesi değil. Aşırı sıcaklıklar, uzun kuraklık dönemleri ve kısa sürede yoğunlaşan yağışlar, kentlerin alışageldiği hava koşullarını........

© Yeni Birlik