Allah’ın varlığının bir delili: Hudus
Allah’ın Zatı Ezelîdir
Hudus ve imkân delilleri, Allah’ın varlığını ispat eden, Kelam ilminin en eski delillerindendir.
Hudus, “sonradan olma”, yani “başlangıcı olma”, yani “ezelî olmama” demektir. Hâdis de “sonradan olmuş”, yani “bir başlangıçta var olmuş” anlamındadır.
Kâinatta her şey hâdistir, yani bir başlangıcı vardır. Önce olmayıp sonradan var olan her şeyin bir var ediciye (Muhdis’e) ihtiyacı vardır. Yoksa var olamaz!
Her şeyi var eden Muhdis’in Kendi Zâtı sonradan var olmuş değildir. Böyle bir hüküm aklen bâtıldır. Aksi takdirde O’nu da bir var eden olacaktır. O’nu var edeni de başka bir var eden olacaktır. Bu silsile böyle sonsuza kadar gider ki, akıl buna hükmetmez.
Öyleyse bütün silsileler Allah’ta biter ki, Allah’ın zatı ezelîdir; Allah’ın başlangıcı yoktur; Allah hâdis değildir; Allah’ın var edicisi yoktur; “Kıyam binefsihi” sıfatı ile tanımlandığı gibi, Allah kendiliğinden vardır. O’nun varlığı başka birisine dayanmaz.
Hudûs’a Sonsuz Örnek Var
Bediüzzaman’ın ifadesiyle, hudûs hakikati kâinatta her şeyde kendisini gösteriyor. “Çünkü” diyor Bediüzzaman, “Her güzde ve her baharda büyük bir âlem vefat eder ve taze bir âlem vücuda gelir. Ve o vefat ve hudûs o kadar muntazam cereyan ediyor ve o vefat ve hudûsta, gayet intizam ve mizanla o kadar nevilerin vefiyatları ve hudûsları oluyor ki, güya dünya öyle bir misafirhanedir ki, zîhayat kâinatlar ona misafir olurlar ve seyyah âlemler ve seyyar dünyalar ona gelirler, vazifelerini görürler, giderler.”1
Bütün kâinata birden hâkim olan yüksek irade, her şeyi her an değiştirmektedir. Akıp giden zaman dilimleri içinde değişmeyen hiçbir şey yoktur. Kâinatta değişim düzgün ve planlı bir biçimde gerçekleşmekte ve her şeyi hâlden hâle daha üst ve olgun bir biçime getirmek üzere değiştirmektedir.
Değişim, bir değiştirici olmadan........
