menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Fon skandallarının gölgesindeki kırk yıllık rant düzeni (1)

14 0
08.10.2026

Asgari ücretlinin, emeklinin ve bordrolu çalışanın en temel gıda maddelerine dahi erişmekte zorlandığı, enflasyonist baskının hane halkı bütçelerini erittiği bir iktisadi vasatta; siyasi nüfuz sahiplerinin yahut onlara iliştirilmiş imtiyazlı zümrelerin akıl sınırlarını zorlayan kâr marjlarıyla servetlerine servet katması elbette derin bir ahlaki yaradır.

Ne var ki bu hadiseyi sadece bugünün iktidarına, onun belirli bürokratlarına ya da dönemsel parti elitlerine indirgeyerek tartışmak; Türkiye’nin yarım asırlık ekonomi-politik dönüşümünü, sermaye birikim modelini ve küresel finansal tahakkümü ıskalamak anlamına gelir. Tarihî sürekliliği ve kurumsal mekanizmayı görmezden gelmek, ağacı görüp ormanı görmemektir.

Bugün şahit olduğumuz finansal operasyonları ve kamusal kaynak transferlerini yalnızca AKP dönemine mahsus bir “ahlâkî çürüme” parantezine sıkıştıranlar, Türkiye’nin yakın iktisat tarihini ya cehaletle ya da kasdî bir ideolojik sansürle unutturmaya çalışmaktadır.

Hafızamızı biraz tazeleyelim.

Turgut Özal dönemiyle başlayan “serbest piyasa” hamlesinde, devlete ait Kamu İktisadi Teşekkülleri’nin hisseleri önce manipülatif kararlarla değersizleştirilmiş, ardından yok pahasına belirli imtiyazlı sermaye çevrelerine toplatılmamış mıydı? Sıradan bir Anadolu tüccarının sermayesini aşan gümrük duvarlarının, belirli ithalatçıların gemileri Güney Amerika’dan Ege karasularına girdiğinde bir gece yarısı Resmî Gazete kararıyla sıfırlandığı, mallar limana indirilir indirilmez yeniden örüldüğü hayali ihracat ve arbitraj düzeni ne çabuk unutuldu?

Doksanlı yıllar, finansal deregülasyon adı altında devlet hazinesinin soyulduğu bir vahşî batı düzeniydi. Korkmaz........

© Yeni Asya