menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Risâle-i Nur’un dil mîmârî ve “-meklik” seçimi -1

10 0
23.09.2026

Hoca not defterini açar ve birimizi tahtaya kaldırırdı. 

Ezberden okunacak tabi. “Leylâ tilmîzetün müctehidetün... / Leylâ Çalışkan bir öğrencidir...” diye başlayan masalda ormandaki babaannesinin evine yemek götürmek için giden Leyla evin kapısı çalıyor: 

-Ve kara’ahû tak tak! 

Masalın Arapçasını çoğumuz buraya kadar ezberlemişiz. Fakat nedense burada takılıyoruz. Devamını hatırlatır, çağrışım yapar ümidiyle tahtada terler içindeki arkadaşlarımız kırık plak gibi:

-Ve kara’ahû tak tak! Ve kara’ahû tak tak!

Hocamız masasından ağır adımlarla kalkıp bahtsız talebenin yanına gelirdi. 

Tahtadaki bîçâre, kan ter içinde, zavallı sağ kulağının -geometride henüz ismi konmamış- hangi şekillere gireceği ve sol yanağında patlayacak tokat(lar)ın sınıf duvarlarında hangi oktavlarda yankılanacağını bilemeyişin endişesiyle çâresiz mırıldanmakta: 

-Ve kara’ahû tak tak! 

Hocamız sol eliyle katladığı kulağı kıvırır, katlar, kıvırır... Kulağının derdine düşmüş garibim acıyla kıvanırken... “Ve darabehü şak şak! (Ve ona şak şak diye vurdu!)” kafiyesi eşliğinde yanağından çıkan şaplaklarla kırık plak, hâmûş olurdu.  

Hikâyeyi bilirsiniz.  Leyla’nın kapıyı çalmasıyla içeriden, babaanneyi öldürüp onun kıyafetlerini giyerek yatağına yatmış olan kurt, babaanneyi taklîden seslenir:

Leylâ girince babaannenin tuhaf görünümüyle ilgili sorular sorar.

-Burnun neden bu kadar büyük?

-Seni daha iyi koklamaklığım için.

-Babaanne, dişlerin niçin bu kadar sivri?

-Seni yemekliğim için!

Orta okul yıllarında  “isim-fiiller” öğretilirken dört adet takı gösterilirdi: -iş, -me, -mek, -meklik (geliş, gelme, gelmek, gelmeklik). Fiil kök veya gövdelerine eklenen bu dört ekle, kelimeyi fiil olmaktan çıkarıp isim-fiil denilen fiilimsileri........

© Yeni Asya