Anlatım bozuklukları (41) - Şapka deyip geçmeyin (61)
“Resûl-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm “ümmetî, ümmetî” diye re’fet ve şefkatini göstereceği gibi, YENİ dünyaya geldiği zaman, ehl-i keşfin tasdikiyle, vâlidesi onun münâcâtından ‘ümmetî, ümmetî’ işitmiş.” (Lem’alar s.36)
Niçin “dünyaya YENİ geldiği zaman” değil? Burada bir anlatım pürüzü mü var? Kelimenin cümledeki sırası münasip mi?
Gerçi Akif de, Çanakkale Şehitlerine şiirinde “Yeni Dünya” diye kullanmış. Fakat O, “şiirde çokluk ilkesi” için böyle yapılmış.
“Eski Dünyâ, YENİ DÜNYA, bütün akvâm-ı beşer,
Kaynıyor kum gibi, mahşer mi, hakikat mahşer.
Yedi iklîmi cihânın duruyor karşında,
Ostralya’yla berâber bakıyorsun: Kanada!
Çehreler başka, lisanlar, deriler rengârenk;
Sade bir hâdise var ortada: Vahşetler denk.
Kimi Hindû, kimi yamyam, kimi bilmem ne belâ..
Hani, tâ’ûna da züldür bu rezîl istilâ!”
“Çanakkale Boğazı gibi dar bir mekân, çoğalarak genişler. Eski Dünya-Yeni Dünya özetle tüm Dünya’yı kapsar. Kanada’dan Avustralya’ya kadar uzanan bir genişleme ve çoğalma söz konusudur. Şiirde, özeli genel hâle getirme ve genişletme süreci insanlar için de geçerlidir. Metinde tek bir insan anlatılmaz. Mehmet Akif, “Çehreler başka, lisanlar, deriler rengârenk” derken Türk askeri ile savaşan milletlerin farklılığına ve çokluğuna dikkati çeken bir çeşitlilik de söz konusudur. “Kimi Hindu, kimi yamyam, kimi bilmem ne belâ...”(Yard. Doç.Dr. S.Dilek YALÇIN-ÇELİK)
Nurlardaki YENİ DÜNYA ibaresiyle bir mübalağa, bir çoğaltma maksadı güdülmediği açıktır.
“Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm “ümmetî, ümmetî” diye re’fet ve şefkatini göstereceği, YENİ dünyaya geldiği zaman, ehl-i keşfin tasdikiyle, vâlidesi onun münâcâtından “ümmetî, ümmetî” işitmiş.”
“Dünyaya yeni geldiği zaman” değil de........
