menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

İ’lâ-yı kelimetullah ve sulh ile yükseliş

33 0
20.04.2026

Dizi: Bursa’nın Fethinin 700. yılı - 6 İSLAM YAŞAR'IN KALEMİNDEN...

HACI BAYRAM VELİ VE BİR BUÇUK MÜRİD

Hükümdarın isteği üzerine ‘O zat bir yere çadır kurmuş, binlerce müridini oraya toplamış, ‘Ben bir imtihan yapacağım. Her kim benim müridim ise ve emri kabul etse Cennete gidecek’ demişti. Has bir müridini keserek Cennete göndermiş gibi yaparak gizli bir koyun kesmiş ve müridlerini davet etmişti.

Müridler şeyhin velayetini inkâr ederek dağılırken bir adam ve bir kadın ‘Başımız feda olsun’ diyerek şeyhin yanına gitmişlerdi. Şeyh hükümdara ‘İşte benim bir buçuk müridimin olduğunu gördünüz’ demişti. (Şualar s. 505.) Şeyh hakkında yapılan şikâyetlerin garaz tezahürü olduğunu anlayan hükümdar da onun Ankara’daki dergâhına dönmesine izin vermişti.  

Bu hadisede de olduğu gibi o dirilişin her bir adımının, aynı anda atılan on binlerce kararlı adımla birlikte hayal edilerek, düşünülerek, tasavvurlarla, teşebbüslerle, dualarla, niyazlarla atılması ve basıldığı yerde ebedî Cennet meyveleri verecek kalıcı izler bırakması için zemin hazırlama kararlılığıyla harekete geçmişti.

İlk işi, her padişahın ölümü üzerine meydana gelmesini bekledikleri kargaşadan istifade ederek ayaklanan Anadolu Beyliklerini, Rumeli’deki prenslikleri ve önceden yapılan anlaşmaları ihlâl ederek düzmece Mustafa’yı padişah tanıyan Bizans’ı, anlaşarak veya savaşarak itaat altına almak olmuştu. 

TASAVVUF EHLİ, MERHAMETLİ SULTAN

Âdil, dürüst, cömert, merhametli, mütedeyyin, tasavvuf ehli, iyi niyetli, duygusal, ilme meraklı, sanata müheyya, eğlenceye, musıkiye âşinâ bir fıtrata sahip olan II. Murad; bu değerleri her hali ile hem yaşar, hem de çevresine telkin ederdi. Cihad medar-ı bahs olduğu zaman vezir-i azamı Çandarlı Halil Paşa’nın da teşviki ile bunu siyasî yollarla sulh içinde yapmaya çalışırdı.

Nitekim 1432 yılında padişahı Edirne’de ziyaret eden Brokuiere “Bana söylendiğine göre o savaştan hoşlanmaz. Bana da öyle görünüyor; zira elindeki kuvvetleri ve büyük geliri kullanmak istediği takdirde Hristiyan âleminden gördüğü az mukavemet göz önüne alınırsa Avrupa’nın büyük bir kısmını fethetmek onun için işten değildir” (TDV. İslâm Ans. II. Murad md.) diyerek padişahın karakterinin bu cihetini böyle ifade etmişti.

Çıktığı seferlerde de gayesi kale fethetmek, şan, şöhret kazanmak, ülkesinin sınırlarını genişletmek, ganimet elde etmek gibi dünyevî kazançları değil, İ’lâ-yı kelimetullahı hedef ittihaz ederdi. Bu maksatla eline kılıcı aldığı zaman azimli, kararlı, cesur, korkusuz bir savaşçı fıtratına bürünür ve zaferi kazanmadan kılıcı elinden bırakmazdı.

Sultan II. Murad, savaştan hoşlanmayan mizacının da tesiriyle Balkanlar’da Macarlarla, Sırplarla, Arnavutlarla, Bulgarlarla ve bazı güçlü prensliklerle; Anadolu’da da  Karamanoğlu, Dulkadırlı, İsfendiyarlı, Karakoyunlu gibi Anadolu’nun güçlü beylikleri ile anlaşmalar yapmış ve devletini emniyet altına aldıktan sonra Hüdavendigâr’a gitmişti.

Geleceğinin haber verilmesini istemediği için aile efradından başka kimsenin bilmemesinden faydalanarak küçük oğlu Mehmed ile birlikte tebdil-i kıyafet şehri dolaşmış, emniyetin, adliyenin, çarşı pazarın işleyişine vakıf olmuş, ahalinin ekseriyet itibarıyla halinden memnun, devletine duacı olduğunu müşahede etmişti.

ŞEHZADE MEHMET’E KONSTANTİNİYE’Yİ HEDEF GÖSTERDİ

Ertesi gün yine oğlu Mehmed’i yanına alarak ovaya hâkim bir tepeye çıkmış ve etrafı dikkatle nazar etmişti. Maksadı Mehmed’e, ecdadının çok çetin mücadeleler vererek buralara geliş maksadının Konstantiniye’yi fethedip sena-i Peygamberiyeye (asm) mazhar olmak istediklerini anlatarak hedef göstermekti.

Benzer gezileri daha önce büyük oğlu Alâeddin Çelebi ile de yapmış, onun o şuurla dolu olduğunu görerek sevinmişti. Onun Amasya’da sancakbeyi olarak başarılı çalışmalar yaptığını, yeni yerler fethettiğini, askerle halleşip halkla kaynaşarak sevgilerini kazandığını görmesi feth-i mübîn hususundaki ümidini artmıştı.

Mehmed’e, ecdadının Hüdavendigâr’da yaptıklarını anlatarak Konstantiniye’nin fethini hedef göstermek isterken; onun hem doğup........

© Yeni Asya