Lâhika okumaları... Lâhikalarda “uhuvvet” ve “yetmiş nevi düşman” - 5
Risale-i Nur Külliyatı’ndaki Yirmi İkinci Mektup’ta (Uhuvvet Risalesi) geçen “yetmiş nevi düşman” ifadesi, külliyatı nazara aldığımızda harici düşmanların yanında, insanın mahiyetine yerleştirilmiş ve imtihan sırrıyla sınırlandırılmamış duyguların kötüye kullanımı neticesinde kişinin veya kişilerin iman- Kur’ân’ın hizmetine, geniş dairelerde İslâmî hizmetlere zarar vermekte ve âlem-i İslâm ortasında olması lazım gelen uhuvvet, kardeşlik tesis edilememektedir. Dolayısıyla “yetmiş nevi düşman” farklı şekillerde izah edilebileceği gibi, öncelikle bir mü’minin imanını, ahiretini ve manevî hayatını tehdit eden geniş bir düşman halkasını ifade eder.
Diğer bir açıdan bakıldığında, Mektubat’ın tanziminde Üstad’ın 22. Mektup Uhuvvet Risalesi’nin sonuna gıybet bahsini eklemesi de düşmanı içimizde aramamız gerektiği hususunda yol göstericidir.
Said Nursî’nin hayatının önemli vazifeleri arasında saydığı “ittihad-ı İslâm” yani Müslümanların birliğini sağlama fikri de unutulmadan, yapay zeka desteği de alarak “yetmiş nevi düşmanı” anlamaya çalışalım. Bediüzzaman Hazretlerinin Külliyat’ta kullandığı, tarif ettiği kavramların tek bir izahı olmadığı gibi, tek izahı olamayacağını kabul ile konuyu anlamaya, anladığımızı aktarmaya çalışacağız.
Bediüzzaman Said Nursî, bu ifadeyle tek bir şahsa veya insan grubuna işaret etmez. İnsanın karşısında “iç içe daireler” halinde yer alan ve ona zarar vermeye çalışan farklı tür tehlike ve düşman kategorilerinin toplamını kastediyor olmalıdır.
Basit ve toplu ifadeyle “yetmiş nevi düşman” şöyle sınıflandırabiliriz:
• Nefis, Şeytan ve sınır konulmamış sayısız hisler: İnsanın iç dünyasında kötülüğü emreden nefsi ve ona vesvese veren şeytan ile imtihanın gereği sınırlandırılmamış ve insanın kendi iradesine bırakılmış duygular........
