menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Hizmetkârlık şuuru ve hakikî adalet

6 0
yesterday

Peygamber Efendimiz’in (asm) mübarek hayatı, “Milletin efendisi, onlara hizmet edendir” hadis-i şerifinin en mükemmel tatbikatıdır. O, liderliğini bir imtiyaz değil, ümmetine hizmet etme vesilesi görmüştür. Hendek Savaşı’nda toprak taşıması, evinde kendi söküğünü dikmesi ve toplumun en zayıf fertleriyle aynı sofrayı paylaşması, O’nun eşsiz tevazuunun somut örnekleridir. Gerçek büyüklüğün hükmetmekte değil, insanların yükünü omuzlamakta olduğunu gösteren bu nebevi şuur, dün olduğu gibi bugün de herkes için en ideal rehberdir.

Bu nebevî anlayışın idari hayattaki yansımasını Bediüzzaman Said Nursî Hazretleri şu çarpıcı tespitleriyle ortaya koyarken, aynı zamanda söz konusu hadis-i şerife göre hareket edilmediğinde karşılaşılabilecek durumlara karşı ikaz ediyor: “Memuriyet bir hizmetkârlıktır; bir hâkimiyet ve benlik için tahakküm âleti değil... Bu zamanda terbiye-i İslâmiyenin noksaniyetiyle ve ubudiyetin zafiyetiyle benlik, enaniyet kuvvet bulmuş. Memuriyeti hizmetkârlıktan çıkarıp bir hâkimiyet ve müstebidâne bir mertebe tarzına getirdiğinden, abdestsiz, kıblesiz namaz kılmak gibi, adalet, adalet olmaz, esasiyle de bozulur. Ve hukuk-u ibad da zîr ü zeber olur. Hukuk-u ibad, hukukullah hükmüne geçmiyor ki hak olabilsin. Belki nefsanî haksızlıklara vesile olur.” (Emirdağ Lahikası, s. 501)

Emirdağ Lahikası’ndan alınan bu derin paragraf; idari anlayıştan ahlak ve hukuk felsefesine kadar toplumsal hayatın sıhhatini yakından ilgilendiren hayati prensipleri birbiriyle sıkı bağlarla yekpare bir yapı halinde gözler önüne serer. Bediüzzaman Hazretleri memuriyeti, yöneticiliği veya herhangi bir yetki makamını asla bir imtiyaz, üstünlük kurma aracı ya da tahakküm vesilesi olarak görmez; aksine........

© Yeni Asya