menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Sulakyurt yollarında: Kavun kokulu o eski yazlar

19 0
22.05.2026

Kırıkkale’nin merkezinden çıkıp kuzeye, Çoruhözü Deresi’nin açtığı o derin vadileri takip ederek Sulakyurt’a doğru saptığınızda, bozkırın rengi yavaşça değişmeye başlar. Yol kıvrıla kıvrıla tepeleri aşarken, pencerelerden içeri giren hava keskinleşir, hafifler. Şehrin o kirli sesleri, egzoz dumanı ve beton griliği çok gerilerde kalmıştır artık. Önünüzde sadece gökyüzünün alabildiğine mavi çarşafı ve tepelerin dalga dalga uzanan sarı sıcaklığı vardır.

Burası, zamanın modern takvimlerle değil; bağ bozumuyla, kavun hasadıyla ve toprağın uyanışıyla ölçüldüğü yerdir.

Geçtiğimiz yazın en kavurucu günlerinden biriydi. İlçenin girişindeki o asırlık kerpiç evlerden birinin gölgesinde adımlarım kendiliğinden durdu. Evin bahçesindeki asma çardağının altında, ahşap bir sedirde tek başına oturan koca çınar, Satılmış Emmi vardı. Yanındaki tahta masanın üzerinde, bıçağın ucuyla yeni dilimlenmiş, çekirdekleri güneşin altında parıldayan kocaman bir Sulakyurt kavunu duruyordu. Öyle bir koku yayıyordu ki bahçeye, sanki toprağın tüm yazı o tek bir meyvenin içine........

© Yeni Ankara