menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Sabır, zikir ve şükür yolculuğum

5 0
18.03.2026

Rahmet ayı Ramazan’ın son günlerine yaklaşırken hayatımda derin bir muhasebe yapma ihtiyacı hissettim. Günlük hayatın gürültüsü, dünya gündemleri, siyaset tartışmaları ve sosyal medyanın bitmeyen hengâmesi içinde ruhumun yorulduğunu fark ettim. Bunun üzerine radikal bir karar aldım: 7 gün boyunca dünyadan geri çekilecektim.

Bu 7 gün boyunca hayatımdaki her şeyi askıya alacak, yalnızca Kur’an tilaveti, zikir, ibadet ve tefekkürle meşgul olacaktım. Kendime şu soruları sormak için:

Biz ne için geldik? Ne yapıyoruz? Nereye gidiyoruz?

İLK GÜN: EN ZOR İMTİHAN

İlk gün odama çekildim. Artık susmuştum. Konuşmayacak, dünya ile bağımı minimuma indirecektim.Fakat o anda kalbimi en çok zorlayan bir imtihanla karşılaştım.

6 yaşındaki kızım yokluğumu fark etmişti. Kapıya vuruyor, ağlayarak:

“Baba… baba…” diye sesleniyordu.

Bir baba için bundan daha zor bir an olabilir mi?Kapıyı açıp sarılmak istiyordum. Fakat karar vermiştim. Susmam gerekiyordu ve sustum.Annesi kızımı ikna ederek kapıdan aldı. O an kalbimde bir sızı kaldı ama yolculuk yeni başlıyordu.

İKİNCİ GÜN: YALNIZLIKLA YÜZLEŞMEK

İkinci gün eşim kızımı da alarak büyük kızımızın evine gitmeye karar verdi. Bana:“Biz gidiyoruz, sen rahat ibadet et.” dedi.Kapı kapandığında evde derin bir sessizlik oluştu.O an tarif etmesi zor bir duygu yaşadım. Sanki ölmüşüm ve sevdiklerim beni bırakıp gitmiş gibi hissettim.İnsanın dünya ile bağının ne kadar güçlü olduğunu o an anladım.Tam o sırada içimden bir ses:“Oku.” diyordu.Kur’an’ı elime aldım ve okumaya başladım.Artık yalnızdım. Dünya nimetlerinden uzaklaşmıştım. Önümde sabırla geçirmem gereken 7 gün vardı.

GÜNLER İBADETLE GEÇTİ

Bu süreçte zamanın nasıl aktığını bile fark etmedim. Günlerim şu ibadetlerle geçti:

Kur’an tilavetiZikir ve tesbihVakit namazlarıDuha namazıHacet namazıTesbih namazıTeheccüd namazı

Ruhum yavaş yavaş sakinleşmeye başladı. Zihnimi dolduran dünya gürültüsü yerini sükûnete bırakıyordu.

Altıncı gün geldiğinde Kur’an’ı hatmettim.Kalbimde tarif edemediğim bir huzur vardı.

Yedinci gün ise Yasin, Tebareke ve Âl-i İmran surelerini tekrar ederek bu manevi yolculuğu tamamladım.

BU YOLCULUK BANA NE ÖĞRETTİ?

Bu 7 gün bana çok önemli bir gerçeği gösterdi. Aslında, dünya gündemleriyle zihnimi gereğinden fazla yoruyormuşum.Siyaset tartışmalarıyla zamanımı boşa harcıyormuşum.Sosyal medyada birilerine laf yetiştirirken ailemden zaman çalıyormuşum.Oysa insanın gerçek görevi başka.

Bu tefekkürün sonunda çok net bir sonuca vardım:Benim yapmam gereken şey; Allah’ın bana verdiği ilmi insanlara faydalı olacak şekilde kullanmak.Şifalı bitkiler konusunda bilgi sahibiyim.Toprak ve tarım bilimi konusunda tecrübem var.O halde yapmam gereken:Toprağı anlamak, bitkilerin şifasını araştırmak ve bu bilgiyi insanlığa faydalı olacak şekilde paylaşmak.Çünkü insanın en büyük değeri faydalı olmasıdır.

Bu 7 günlük sabır, zikir ve şükür yolculuğu bana şunu öğretti:Dünya gürültüsü insanın kalbini yorar.Sessizlik ise insanı kendisiyle ve Rabbiyle buluşturur.Bazen insanın kendini bulabilmesi içinbiraz dünyadan uzaklaşması gerekir.Ve o zaman anlar ki;En büyük başarı,en büyük makam,en büyük zenginlikİnsanlığa faydalı olabilmektir.


© Yeni Ankara