Merhaba Yeni Ankara
İnsanın büyüdüğü, sokaklarında ilk gençlik adımlarını attığı, fikrinin ve şuurunun şekillendiği şehre yıllar sonra kalemiyle dönmesi, çok hoştur.
Bugün Yeni Ankara sütunlarından sizlere ilk kez merhaba derken, aslında yabancısı olmadığım; her bir kilometre taşında gençliğimin, yaşanmışlıklarımın, heyecanlarımın ve hayallerimin izlerini taşıyan o kadim Başkent ruhuna yeniden merhaba diyorum.
Benim hikâyem 70’lerin başında Hamburg şehrinde, gurbetçi bir ailenin çocuğu olarak başladı. Çok küçük yaşlarda Türkiye'ye döndüm. Babaannemin ve halalarımın ellerinde büyüdüğüm o yıllar, hasretin ve göçmenliğin ne olduğunun fotoğrafı gibi.
İlk ve ortaokul yıllarım İzmir'de geçti. Ve ardından Ankara. Hayatımın fikrî haritasının çizilmeye başladığı şehir.
Lise ve üniversite tahsilimi Ankara'da yaptım. Ankara'nın yıllar içinde değişen yüzünü, dönüşen sokaklarını, siyasetin ve bürokrasinin değişen havasını yalnızca uzaktan seyretmedim; gençliğimin en önemli yıllarını bu şehrin içinde yaşayarak geçirdim.
Bugün Ankara'ya baktığımda yalnızca bir başkent görmüyorum. Anılarım ötesinde bir ülkenin siyasetine, devlet anlayışına ve değişimine tanıklık eden yılları görüyorum.
Daha lise yıllarımda Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne gidip bütçe görüşmelerini izlediğimi, kürsüde konuşan siyasetçileri dinlediğimi hatırlıyorum. Dönemin güçlü siyasi aktörlerinden Turgut Özal'ı, Süleyman Demirel’i yerinde dinlemek, siyasetin televizyondaki görüntüsünden çok farklıydı. O yıllarda içimde gazetecilik ruhu filizlenmeye başladı.
1987'nin siyasi yasakların kaldırılması için yapılan Mavi mi, Turuncu mu diye renklere atfedilen günler hafızamda ayrı bir yerde durur. Meydanlar “evet” veya “hayır” tartışmalarıyla hareketlendiğinde, yasakların ne kadar gerçek ötesi ve anlamsız olduğunu daha genç yaşımda aklımın derinliklerinde hissederdim.
Babamın görevi dolayısıyla da siyasetin ve bürokrasinin yalnızca görünen yüzünü değil; farklı kurumlarını, aktörlerini, kimliklerini ve işleyişini yakından tanıma fırsatım oldu.
Belki bugün siyasete, devlete ve bürokrasiye bakarken sahip olduğum hafızanın temelinde biraz da bu yıllar var.
Çünkü ben siyaseti yalnızca siyasi nutuklardan değil, insanlarından da öğrendim. Bürokrasiyi yalnızca makam odalarından değil, o mekanizmanın içinde yer alan insanlardan ve ilişkilerden tanıdım.
Bu yüzden gördüğüm bir eksiği dile getirirken yalnızca eleştirmekle yetinmem; o eksikliğin nasıl giderilebileceğini, ülkemiz ve devletimiz adına nasıl daha iyi bir noktaya taşınabileceğini de düşünürüm.
Çünkü bu memleketin eksiğini görmek kolaydır.
Asıl........
