Gereksiz ve anlamsız ara tatiller
Son yıllarda Millî Eğitim Bakanlığı tarafından uygulamaya konulan ara tatiller, ilk açıklandığında eğitim sistemi için “rahatlatıcı bir nefes” olarak sunulmuştu. Ama sahaya, yani öğrencinin, öğretmenin ve velinin gerçek hayatına baktığımızda şu soruyu sormak kaçınılmaz hale geliyor:
Bu ara tatiller gerçekten neyi çözdü?
Teoride anlatılan şuydu:Öğrenci yorulmasın, öğretmen kendini geliştirsin, eğitim sistemi daha dengeli ilerlesin.
Peki pratikte ne oldu?
Veli için tatil değil, lojistik krizi
Ara tatil takvimleri hazırlanırken sanki bütün veliler evden çalışıyormuş gibi düşünüldü. Oysa gerçek hayat öyle değil.
Bir veli çocuğunu işe götüremez.Evde tek başına bırakamaz.Çoğu ailede çözüm şu oluyor: dede ve nine.
Bu da demek oluyor ki:Her sabah ve akşam ekstra bir şehir içi trafik, ekstra zaman kaybı, ekstra stres.
Bir haftalık tatil, birçok aile için tatilden çok organizasyon krizi haline geliyor.
Öğrenci için ritim kaybı
Eğitimde başarı sadece bilgiyle değil ritimle oluşur.
Bir öğrenci tam adapte olur.Sınavlara girer.Sonuçlarını görecek, eksiklerini anlayacak…
Tam o noktada: tatil.
Bir hafta sonra okula dönüş:Yeniden uyum, yeniden odaklanma, yeniden ısınma.
Özellikle sınav hazırlığında olan öğrenciler için bu durum, koşu sırasında bir anda frene basmak gibidir.
Öğretmen için yarım kalan ivme
Bir öğretmen sınıfı tanır.Eksikleri görür.Hedefleri belirler.Motivasyonu kurar.
Tam sınıfın enerjisi yakalanmışken takvim araya girer.
Bir hafta sonra dönüldüğünde öğretmen çoğu zaman şu süreci tekrar yaşar:
* Sınıfı yeniden toplamak* Dikkati yeniden kurmak* Motivasyonu yeniden yükseltmek
Yani eğitimde ivme tam oluşmuşken el freni çekilmiş olur.
Peki bu fikrin kaynağı neydi?
Ara tatil uygulaması büyük ölçüde Avrupa’daki bazı eğitim sistemlerinden esinlenilerek ortaya kondu. Ama önemli bir fark göz ardı edildi:
Orada sosyal altyapı farklı.
* Okul sonrası bakım sistemleri var* Belediyelerin çocuk merkezleri var* Aile yapısı ve çalışma düzeni farklı
Bizde ise bu destek mekanizmaları kurulmadan takvim modeli ithal edildi.
Eğitimde takvim değil, denge gerekir
Eğitim sistemi sadece iyi niyetli kararlarla değil sahanın gerçekleriyle yönetilir.
Bir takvim düzenlemesi yapılırken şu üç kişinin hayatı düşünülmelidir:
* Öğrenci* Öğretmen* Veli
Bu üçlüden biri zorlanıyorsa sistem aksar. Üçü birden zorlanıyorsa uygulama yeniden düşünülmelidir.
Ara tatiller iyi niyetli bir fikir olabilir. Ama eğitim sadece niyetle değil ritimle, süreklilikle ve hayatın gerçekleriyle yürür.
Bugün sahadan gelen ses şunu söylüyor:
Ara tatil, eğitim sistemine nefes aldırmak yerine çoğu zaman ritmini bozuyor.
Belki de artık şu soruyu sormanın zamanı gelmiştir:
Eğitim takvimi gerçekten çocukların öğrenme ritmine mi göre hazırlanıyor, yoksa masa başında çizilen bir planın mı peşinden gidiyoruz?
