Dünya hayatının aldatmacası
Dünya hayatının aldatmacasıSÜLEYMAN GÜLEK
Dünya… İnsan için hem bir imtihan meydanı hem de ebedî hayatın hazırlık yeridir. Gözlerimizi bu hayata açtığımız andan itibaren onun nimetleriyle, güzellikleriyle ve imkânlarıyla karşılaşırız. Mal, mülk, makam, şöhret, rahatlık ve beğenilme arzusu, çoğu zaman hayatımızın merkezine yerleşir. Ancak insan, bütün bu geçici nimetlerin peşinde koşarken asıl varlık gayesini ve ebedî hayatı unutabiliyor. İşte Kur’an-ı Kerim, dünya hayatının bu yönüne dikkat çekerek onu bir “aldanma metası” olarak tanımlıyor.
Yüce Allah, Hadîd Suresi’nin 20. ayetinde dünya hayatını şöyle tarif eder: “Bilin ki dünya hayatı ancak bir oyun, bir eğlence, bir süs, aranızda bir övünme ve mal ve evlatta bir çokluk yarışından ibarettir. Bu, yağmura benzer ki bitirdiği bitki çiftçilerin hoşuna gider; sonra kurur, onu sararmış görürsün; sonra da çerçöp olur. Ahirette ise çetin bir azap; Allah’tan mağfiret ve rıza vardır. Dünya hayatı aldatıcı bir geçimlikten başka bir şey değildir.” Bu ayet, dünyayı bütünüyle değersiz görmemizi istemez. Asıl uyarı, dünya nimetlerinin insanı aldatmasına ve Allah’a karşı sorumluluklarını unutturmasına yöneliktir. Dünya, insanın elinde bir araç olduğu sürece anlamlıdır; fakat kalbin en büyük sevgisi ve hayatın tek amacı hâline geldiğinde aldatıcı bir perdeye dönüşür.
Geçici Olanı Kalıcı Sanmak
İnsan çoğu zaman sahip olduklarını kalıcı zanneder. Gençliğin hiç bitmeyeceğini, sağlığın sürekli devam edeceğini, makamın ve servetin elinden alınmayacağını düşünür. Oysa hayatın en açık gerçeği, her şeyin değiştiğidir. Dün güçlü olan bugün zayıflayabilir; dün zengin olan bugün muhtaç duruma........
