Algoritmanın gölgesinde kalan gazetecilik! Görünürlük mü, güvenilirlik mi?
Algoritmanın gölgesinde kalan gazetecilik! Görünürlük mü, güvenilirlik mi?
Direksiyonun başına ilk geçtiğim günü dün gibi hatırlıyorum. Aradan yirmi yılı aşkın zaman geçti ama o heyecanın izleri hâlâ canlı. O günlerde otomotiv gazeteciliği; not defterleri, teknik tablolar, uzun test sürüşleri ve bitmeyen sorular demekti. Bir model tanıtıldığında sadece tasarımına değil, motor teknolojisine, maliyet yapısına, vergi etkisine, pazar stratejisine bakılırdı. Çünkü otomobil, hiçbir zaman yalnızca otomobil değildi.
Bugün geldiğimiz noktada ise farklı bir manzara var. Lansman salonlarında teknik sunumdan çok, iyi ışık alan fotoğraf köşeleri ilgi görüyor. Güvenlik donanımını, tedarik sürecini, yerlilik oranını soranların sayısı azalırken; hangi filtrenin daha çok beğeni getireceği konuşuluyor. İki kare fotoğraf, birkaç övgü dolu cümle, bolca etiket... Ertesi gün kampanya raporlarında “başarılı iletişim” notu yerini alıyor.
Bazı PR ajanslarının ve markaların tercihleri de bu değişime paralel ilerliyor. Bir dönem sorularımızdan çekinilir, eleştirilerimiz dikkate alınırdı. Şimdi takipçi sayısı, mesleki birikimin ve editoryal süzgecin önüne geçebiliyor. Tirajın, arşiv değeri olan metnin, saha deneyiminin yerini algoritmanın sunduğu görünürlük alıyor. Güvenilirlik geri planda kalırken erişim öne çıkıyor.
Haksızlık etmeyelim; sosyal medyada gerçekten emek veren, teknik bilgiye sahip, sektörü yakından takip eden ve bağımsız duruş sergileyen isimler var. Bir elin parmaklarını geçmeyecek kadar az sayıda olabilirler ama varlıkları önemli. Onlar içerik üretmenin ötesine geçip kendi........
