Tesettür cinsiyeti evde bırakıp şahsiyetle dışarı çıkmaktır
Tesettür cinsiyeti evde bırakıp şahsiyetle dışarı çıkmaktır
Tesettür, yalnızca bedenin örtülmesi meselesi değildir; aynı zamanda insanın kendisini nasıl tanımladığına dair bir bilinç hâlidir. İnsan, dış dünyaya çıktığında dikkat çekme arzusuyla değil, vakar ve şahsiyetle var olmayı tercih ettiğinde farklı bir duruş sergiler. Buradaki mesele kadınlığın ya da erkekliğin inkârı değil; insanın, kimliğini sadece cinsiyet üzerinden görünür kılma arayışının ötesine geçebilmesidir.
Tesettür, çoğu zaman kumaşın ölçüsüyle, rengin tonuyla veya biçimin sınırlarıyla konuşulur. Oysa insanı örten yalnız elbise değildir; bazen bir edep, bazen bir hayâ, bazen de bir şahsiyet insanın en güçlü örtüsü olur. İnsan, kendisini sadece bedeniyle tanıtmaya başladığında görünür olmayı değerli sanır. Hâlbuki görünmek başka, değer taşımak başkadır.
“Tesettür cinsiyeti evde bırakıp şahsiyetle dışarı çıkmaktır” sözü ilk anda sert ve iddialı gelebilir. Fakat üzerinde düşünüldüğünde burada kastedilen şey kadınlığı veya erkekliği terk etmek değildir. Çünkü insan fıtratından soyunamaz. Asıl mesele, insanın kendisini yalnızca cinsiyetinin dikkat çekiciliği üzerinden değil; ahlakı, vakarı ve karakteriyle ortaya koyabilmesidir. Allahû Teâla uyarıyor:
“Ey Âdemoğulları! Size mahrem yerlerinizi örtecek giysi, süsleneceğiniz elbise yarattık. Takvâ elbisesi, işte o daha hayırlıdır. Bunlar Allah’ın âyetlerindendir. Umulur ki düşünüp öğüt alırlar.” (A’raf Suresi/ 26)
Âyette elbisenin ve örtünmenin önemine dikkat çekilmekle, dolaylı olarak Kâbe’yi çıplak vaziyette tavaf eden müşrikler de........
