menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Sahâbe kadılığı

19 0
13.05.2026

Sahâbe hakkında hüküm vermeye kalkışan bir dil, çoğu zaman kendi sınırlarını aşar. Çünkü o nesil, yalnızca tarihin bir parçası değil; dinin bize taşınmasında köprü olmuş bir halkadır. Kendini o köprünün üzerine çıkarıp hüküm dağıtmaya çalışanlar ise farkında olmadan yürüdükleri zemini zayıflatırlar. Zira bu tavır, hakikati aramaktan çok, geçmişi bugünün ölçüleriyle yargılama kolaycılığına sığınmaktır.

Tarih, ibret almak için vardır; hesap sormak için değil. Onun sayfaları arasında dolaşırken seçici bir dikkatle sadece kusurları aramak, insanın kendi iç dünyasındaki meyli ele verir. Kusur avcılığı, hakikate ulaşma çabasından ziyade, çoğu zaman bir tür iç tatmin arayışıdır. Bu arayış ise kişiyi adalet duygusundan uzaklaştırır; çünkü adalet, bütünü görmeyi ve dengeyi gözetmeyi gerektirir.

“İslâm’ı ilk önce kabul eden muhâcirler ve ensar ile iyilikle onlara uyanlar var ya, Allah onlardan razı olmuş; onlar da O’ndan razı olmuşlardır. Allah, onlara içinden ırmaklar akan, içinde ebedî kalacakları cennetler hazırlamıştır. İşte bu büyük başarıdır.” (Tevbe Sûresi/ 100)

Bu âyet bize diyor ki; Sahâbe Allah’ın razı olduğu bir nesildir. Onların yolu, cennet yoludur. Bu neslin etrafında şek ve şüpheler oluşturmak bir nifak alâmetidir. Hz. Ali (ra) ile Hz. Muaviye (ra) arasında bir kavga olmuş. İkisi müçtehiddir. İçtihadın olduğunu isabet eden de olur, isabet etmeyen de olur. Bize düşen ibret almaktır. Hz. Muaviye’yi tenkid ederek sahâbe tekfirine yol açmak, başlı başına bir cinayettir. “Ahmed b. Hanbel, Ali b. Ebi Hambel’in babasından şöyle dediğini nakleder: ‘Muaviye’yi Şam’da yamalı bir........

© Yeni Akit