İyilik istikbal tarlasına ekilen tohumdur
İyilik istikbal tarlasına ekilen tohumdur
İyiliklerin mükâfatını hemen istemek, tohumu toprağa koyar koymaz meyve aramaya benzer. Oysa her tohumun bir vakti, her filizin bir sabrı vardır. Toprağın altında görünmeyen bir emek, sessiz bir direniş ve derin bir hazırlık süreci işler. Göz, toprağın üstüne bakar; hakikat ise altında büyür.
İyilik de böyledir. Bugün bir gönle düşen söz, yarın bir kalbi ayağa kaldırabilir. Şimdi değersiz gibi görünen bir fedakârlık, ileride bir hayatın yönünü değiştirebilir. İnsan çoğu zaman verdiğini unutur; fakat iyilik unutmaz. Zamanı gelince filiz verir.
Kur’ân’ın ifadesiyle, Kur’an-ı Kerim iyiliğin her zerresinin karşılıksız kalmayacağını haber verir: “Kim zerre miktarı hayır yaparsa onu görür.” (Zilzal Sûresi/7) Bu ilahi ölçü, iyiliğin muhasebesinin yalnızca dünya terazisiyle yapılmadığını gösterir.
Dünyada alkış bekleyen iyilik yorulur. Fakat Allah rızası için yapılan iyilik kök salar. Biri insanların hafızasında yer arar, diğeri ebediyetin defterine yazılır. O halde iyilik yaparken acele etmeyin. Sabırla ekin, tevekkülle bekleyin. Çünkü bazı mükâfatlar dünyada huzur olarak döner, bazıları ise ahirette ebedî sevinç olarak… Ve hiçbir iyilik, sahipsiz değildir.
Bazı insanlar bir tebessümle yaklaşır bize. Yüzlerinde sıcak bir ifade, sözlerinde tatlılık vardır. Ancak zamanla öğreniriz ki iyilik, sadece yüzdeki bir tebessümden ibaret değildir. Gerçek iyilik, yürekten gelen bir ışık gibi davranışlara yansır. İşte bu yüzden denir ki: “İyilik, yüzde değil; yürekte güzeldir.”
Yüz, insanın vitrinidir belki ama yürek, tüm........
