menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Hac Türkiye’de yasak, Yunanistan’da serbestken yaşanan çarpıcı bir hikâye

84 0
02.08.2026

Hac Türkiye’de yasak, Yunanistan’da serbestken yaşanan çarpıcı bir hikâye

Tek Parti devrinde örtük bir Hac yasağı vardı. Hacca gitmek devlet tarafından fiilen engelleniyordu. Gitmek isteyene pasaport vermiyor, döviz tahsis etmiyor, soruşturuyor, böylece insanları bin bir türlü eziyete ve türlü yalancılıklara sürüklüyorlardı.

Sözün özü, Tek Parti idaresi büyük günahlardan yalan ile İslâmın beş şartından biri olan farz bir ibadeti bağdaştırmak gibi gayri mümkün bir tutuma zorluyordu Müslümanları.

Geçen Çarşamba Türkçe ezan devriyle alakalı hatıralarını naklettiğim 1935 doğumlu Adil Özgüç hocanın vaktiyle bir dostundan dinleyip zapt ettiği dokunaklı bir Hac yasağı hatırasını ilk kez okuyacaksınız aşağıda. Ve okuyunca göreceksiniz ki Hacca gitmek için o devirde yalnız mal mülk sahibi olmak yetmiyor, ilaveten yiğitlik de gerekiyordu.

Adil Özgüç’ün gönderdiği “Hüzünlü bir Hacı uğurlama hikâyesi” başlıklı yazısını ufak tefek kısaltmalarla dikkatinize sunuyorum:  

“Bursa’ya yeni tayin olduğum günlerdeydi. Evimizin karşı köşesinde küçük bir bakkal dükkânı vardı. Dükkân sahibi hayli yaşlı, güngörmüş, hoş sohbet bir adamıydı. Ailesi Balkan savaşı sonrası Bursa’ya yerleşmiş. Komşular kendisine Bosnalı Üzeyir amca diyordu. Rumeli şivesiyle konuşması, hikâye ve fıkralar anlatması çok hoşuma giderdi. 

Hiç unutmam, bir gün onu gözleri yaş içinde, üzgün, buruk bir çehreyle düşünürken buldum. O güleç yüz gitmiş, yerine hayal kırıklığı içinde bedbin bir surat gelmişti. “Hayrola Üzeyir amca!” dedim, “nedir bu halin, kim üzdü seni böyle?” Üzeyir amca başını kaldırdı. “Sorma be muallim bey. Yıllar önce yaşadığım can sıkıcı günleri hatırladım, duygulandım. Sen de üzerine geldin” dedi. Ben de “Muhterem amcam, eğer seni yormaz ve işine mani olmazsa anlatır mısın?” dedim. 

Üzeyir amca derin bir nefes aldı. Her zamanki Rumeli şivesiyle anlatmaya başladı.

“Bir gün sabah namazından sonra meydanlıkta hacı uğurlama merasimine gittim. Hacıya yazılanlar vakti gelince firma sahipleri tarafından toplanır, dualarla uğurlama merasimi yapılır. Otobüsler sıra sıra dizilir, uğurlamaya gelenler tanıdıklarıyla helalleşmek için telaş içinde koşuşturur. Ortalık kalabalık; heyecan, coşku, imrenme, gözyaşı bir arada. 

O anda benim eski hacılık hikâyesi gözlerimin önüne gelince duygulandım, öfkelendim. Ne olurdu, ben de bu insanlar gibi sevinçle kutsal topraklara uğurlansaydım. Maalesef olmadı. Kaç kere müracaat ettim, pasaport alamadım.

O günlerde hac yolculuğuna gizli yasak vardı. Düşünüyorum: Ne yapayım, nasıl bir yol bulup gideyim? Çare bulamadım. Bir tanıdık şöyle bir akıl verdi: “Emniyete müracaatını hacılık için değil, Bosna’ya akraba........

© Yeni Akit