Mahkemede soytarılık
Silivri’de dünkü rezalet, hukuk tarihine “mahkeme salonunu ucuz miting alanına çevirme teşebbüsü” olarak geçecek.
Siyaset tarihine ise “hukuku ayaklar altına alıp, milletin adalet duygusunu iğfal etme çabası” diye yazılacak. Ekrem İmamoğlu suç örgütü davasının görüldüğü mahkeme salonundan bahsediyorum.
O salon bir televizyon stüdyosu değil, parti grup toplantısı değil, İmamoğlu’nun seçim mitingi hiç değil. Ağır Ceza Mahkemesi. Ama CHP kadrosu orayı adeta bir tiyatro sahnesine çevirmiş durumda.
Ekrem İmamoğlu kürsüde, “Arkadaşlarımın savunması bitmeden savunma vermeyeceğim.” diyor.
Buyurun buradan yakın..
Sanık sıfatıyla mahkemeye “benim dediğim olur” dayatması yapıyor..
Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu? Yıllardır dava takip ederim, en azılı terör örgütü davalarından, basit çek senet işlerine kadar, binlerce duruşmayı izledim..
Bugüne kadar sanıkların hangi sırayla savunma yapacağını belirleyen bir sanık görmedim.
Adam baş sanık ya, duruşmaların sevk ve idaresini de kendisinin yapacağını zannediyor.
Ardından CHP Milletvekili Sezgin Tanrıkulu kalkıyor ayağa, “Sayın Başkan kararınızı gözden geçirin.” Mahkeme Başkanı seyircideki taşkınlığa müdahale etmek isteyince de malum cevap, “Ben milletvekiliyim.”
Yetmiyor, CHP’li Suat Özçağdaş da devreye giriyor, “Mübaşir gelip........
