Ağır cezalar ve baskı, çare değil!
Ağır cezalar ve baskı, çare değil!
Her kademedeki yetkilimize tarihî ve sosyolojik acı bir hakikati hatırlatacağım. “Karıncaezmez” ve “miskali zerre şerden” kalbi ürpererek korkan insanımız vardı.
Biz onu kaybettik. O insan ile buluşmadıktan sonra hiçbir tedbir, hiçbir ceza huzur ve güven sağlamaz. Hiçbir vahşet, rüşvet, soygun, vurgun, talan, cinayet ve hırsızlık önlenemez. Bugün olduğu gibi her biri artarak devam eder.
O insan kalmayınca geride kalan insan tipinde kuduz canavar türemesi artar. Saldırmadık değer, yıkmadık âbide bırakmaz. Artık onda ıslah olacak bir özellik de kalmaz.
Öncelikle o kaybettiğimiz insan kadındır. O kaybettiğimiz kadın öncelik ve özellikle anadır. İşte o ana olan insan başta bireyin dolayısı ile tüm toplumların esas temelidir.
O öyle bir temeldir ki, başka temeller onun tamamlayıcılarıdır.
Jinekoloji bilim dalında verilen bilgiler ve gelişmeler ananın ve dünyaya getireceği “ahsen’i takvim insanın” yücelik değerini gösterir.
O ahsen’i takvim insan ana karnında doğuma kadar geçirdiği evreler ve kademelerini ancak her tür incelikleri ve hikmetleri ile Yaratan hakiki sanatkâr Allah’tır. O münezzehtir.
O bu mukaddes görevi yalnızca anaya tahsis ederek onun ne yüce bir görevle........
