GİRİŞİM DESTEKLENİRSE, GELİŞİM BAŞLAR
Bir vatandaş geliyor.
Ne büyük sermayesi var ne fabrikası…
“Benim bir fikrim var.”
İşte mesele tam burada başlıyor.
Biz bu insana ne yapıyoruz?
Kapı kapı mı dolaştırıyoruz?
Evrak mı toplatıyoruz?
Aylarca izin mi bekletiyoruz?
Yoksa önüne bir sandalye çekip:
“Anlat… Bu fikri nasıl büyütebiliriz?”
Bir ülkenin girişimcilik anlayışını işte bu sorunun cevabı belirler.
ARTIK İYİLER DEĞİL, EN İYİLER YARIŞIYOR
Artık iyiler yarışmıyor; en iyiler yarışıyor.
Böyle bir çağda girişimcinin en değerli sermayelerinden biri zamandır.
O zamanı bürokratik işlemlerle tüketmemeliyiz.
Üretmesi gereken insan evrak peşinde koşmamalı.
İhracat yapması gereken sanayici kurum kurum dolaşmamalı.
Yeni ürün geliştirmesi gereken genç, hangi desteğin hangi kurumda olduğunu araştırmakla aylarını harcamamalı.
Girişimci işini yapmalı, devlet de onun önündeki yolu açmalı.
TÜRKİYE KENDİ MODELİNİ KURMALI
Türkiye olarak girişimcilikte kendimize has bir model geliştirmeliyiz.
Adına ister “Tek Adım Girişim ve Yatırım Ofisi” diyelim, ister başka bir isim…
Her ilçede kaymakamlıkların, her ilde valiliklerin riyasetinde tek merkez kurulmalı.
Girişimcinin yapacağı iş çok basit olmalı:
“Benim bir fikrim var.”
“Benim bir projem var.”
“Ben üretmek istiyorum.”
“Ben ihracat yapmak istiyorum.”
Dosyasını teslim etmek…
Ve işinin başına dönmek.
Ondan sonrası sistemin işi olmalı.
BİR KAPI… BÜTÜN DEVLET
Girişimci on ayrı devlet kurumunun kapısını dolaşmamalı.
Devletin bütün ilgili kurumları girişimci için tek kapıda buluşmalı.
Vergi ve SGK süreçleri…
Gerekli olan hangisiyse o........
