Şimdi de fon krizi
Değerli okurlarım, mal bulmuş mağribiciler yine iş başında! Bunlar sadece deveyi hamuduyla götürmekle kalmıyor, yalan ve dolanla işkembelerinde biriktirdikleri gazı üstten ve alttan çıkararak etrafa kesif kokular yaymaya da var güçleriyle devam ediyorlar.
İz’an ve insaf sahibi vatandaşlarımız bu kokunun nereden geldiğini az çok bilse de “Çamur at, izi kalsın” anlayışıyla hareket edenlerin attığı çamur, maalesef bazı zihinlerde iz bırakıyor.
Çünkü yalanın en büyük mahareti, doğruyu ortadan kaldırmak değil, insanın zihnine bir şüphe tohumu ekmektir. Doğru, kendini ispat edinceye kadar yüz seksen takla atan yalan, birkaç cümleyle binlerce insanın hafızasına yerleşiveriyor. Sonra gelsin istifhamlar, gitsin şüpheler!
Bir bakmışsınız, gerçek henüz kapıdan içeri giremeden hüküm verilmiş, mahkeme kurulmuş, infaz gerçekleştirilmiş!
Şimdi de FON kriziyle yatıp kalkıyoruz.
İşin aslını faslını araştırmadan vurun abalıya! Suçlu kim, mağdur kim, iddia ne, delil nerede? Bunları araştırmaya ne hacet!
Sosyal medyada birileri düğmeye bassın, gerisi çorap söküğü gibi gelsin!
Oysa mesele, birkaç kişinin para kaybetmesinden yahut birilerinin kazanç sağlamasından ibaret değildir.
Mesele, hakikatin yerini dedikodunun, adaletin yerini önyargının, vicdanın yerini fırsatçılığın almasıdır.
İnsan denen şerefli varlığı aşağıların aşağısına düşüren tuzaklara karşı uyanık olmak, yalnızca ahlaki bir görev değil, aynı zamanda toplumsal bir sorumluluktur.
Bu sorumlulukta sınıfta kalanlara devletimiz gereken cevabı vermeli; sapla samanı birbirinden ayırarak gerçeği bütün açıklığıyla ortaya çıkarmalıdır. Suçu olan cezasını çekmeli, masum olanın da itibarı........
